Pide ekmek kaç gramdır ?

Selen

New member
Pide Ekmek Kaç Gramdır? Fırından Sofraya Uzanan Bir Gramaj Hikâyesi

Pide Ekmek Kaç Gramdır? Bir Fırın Akşamında Başlayan Küçük Bir Merak

Geçenlerde akşamüstü mahalledeki fırına uğradım. Aslında niyetim çok basitti: Eve sıcak pide götürmek. Fırının önünde her zamanki gibi küçük bir kalabalık vardı. Bir yanda poşetini koluna takmış işe yetişmeye çalışanlar, diğer yanda akşam sofrası için birkaç çeşit ekmek alan aileler...

Ben sırada beklerken önümdeki beyefendi fırıncıya dönüp, “Abi, şu pideler kaç gram?” diye sordu.

Fırıncı bir an durdu.

“Hangisi?” dedi gülerek.

İşte konu tam burada ilginçleşti. Çünkü çoğumuz için “pide” kelimesi tek bir şeyi ifade ediyor gibi görünse de, aslında Türkiye'de farklı pide türleri, farklı üretim yöntemleri ve farklı yerel alışkanlıklar var.

O anda yanımda bekleyen arkadaşım Murat, “Bunun net bir cevabı olması lazım. Ekmek sonuçta, gramajı belli değil mi?” dedi.

Yanımızdaki Zeynep ise biraz farklı düşündü:

“Belki de mesele sadece gramaj değildir. İnsanlar pideyi nerede, ne için ve kiminle tükettiğine göre farklı değerlendiriyordur.”

Fırıncı gülümsedi.

“İkiniz de haklısınız,” dedi. “Ama önce hangi pideden konuştuğumuzu bilmemiz lazım.”

Ben de eve dönünce bu konuyu biraz araştırmaya karar verdim. Çünkü basit görünen “Pide ekmek kaç gramdır?” sorusunun arkasında mevzuattan mahalle fırıncılığına, Ramazan sofralarından aile alışkanlıklarına kadar uzanan ilginç bir hikâye olduğunu fark ettim.

Pide İçin Tek Bir Gramaj Var mı?

İlk şaşırtıcı nokta şu: Pide için herkes için geçerli tek bir standart gramaj olduğunu söylemek doğru değil.

Bunun önemli bir nedeni var. Türk Gıda Kodeksi Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği'nin mevcut düzenlemesinde pide, yufka, bazlama ve simit gibi ürünler kapsam dışında bırakılmış durumda. 1 Aralık 2017 tarihli değişiklikte bu durum açıkça belirtiliyor.

Yani internette bazen gördüğümüz “pide kesin olarak şu kadar gramdır” şeklindeki ifadeleri doğrudan bütün pidelere uygulamak doğru olmaz.

Murat bunu duyunca hemen telefonunu çıkardı.

“Demek ki önce ürünün ne olduğunu belirleyeceğiz,” dedi. “Sonra gramajına bakacağız.”

Zeynep güldü:

“Sen yine işi planlamaya başladın.”

“E tabii,” dedi Murat. “Sorunun çözümü böyle bulunur.”

Ama Zeynep'in de önemli bir noktası vardı. Çünkü sofrada pide yalnızca matematiksel bir ölçü değildi.

Bir Ramazan akşamında aynı pide, dört kişilik bir aile için paylaşmanın simgesi olabilirken, tek başına yemek yiyen biri için farklı bir anlam taşıyabiliyordu.

Bu küçük ayrıntı, aslında ekmeğin toplumsal hikâyesini anlatıyordu.

Pideyi Tartıya Koyunca Her Şey Çözülüyor mu?

Ertesi gün Murat'la birlikte aynı fırına gittik.

Bu defa elimizde bir mutfak terazisi vardı.

Fırıncı bizi görünce kahkahayı bastı.

“Ne oldu, pide laboratuvarı mı kuruyorsunuz?”

Murat ciddi bir ifadeyle, “Sadece merak ediyoruz,” dedi.

Bir pideyi tarttık.

Sonra başka bir pideyi.

Aralarında fark vardı.

Murat hemen nedenini düşünmeye başladı. Hamurun miktarı, şekillendirme, pişirme süresi, fırının sıcaklığı, hamurun içerdiği su miktarı...

Gerçekten de ekmek ve pide üretiminde yalnızca hamurun başlangıç ağırlığına bakmak yeterli değildir. Pişirme sırasında su kaybı meydana geldiği için fırından çıkan ürünün ağırlığı değişebilir.

Zeynep ise fırıncının yanına geçti.

“Sen bu pidelerin gramajını nasıl belirliyorsun?” diye sordu.

Fırıncı bu soruya uzun uzun cevap verdi.

“Bizim için iş sadece tartmak değil,” dedi. “Hamurun kıvamı, açılması, pişmesi, müşterinin alıştığı boyut... Hepsi önemli. Mahallede insanlar yıllardır aynı tip pideyi alıyor. Bir gün çok farklı yaparsan hemen fark ederler.”

İşte burada Zeynep'in yaklaşımı devreye girmişti.

Murat üretim sürecindeki değişkenleri analiz ederken, Zeynep üretici ile tüketici arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışıyordu.

İkisi farklı düşünüyordu ama aslında aynı sorunun iki tarafını tamamlıyorlardı.

Peki Normal Ekmek Kaç Gram? Pideyle Neden Karıştırılıyor?

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Türk Gıda Kodeksi Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği'nde ekmek, kepekli ekmek, tam buğday unlu ekmek, tam buğday ekmeği ve ekşi hamur ekmekleri için belirli ağırlık kuralları bulunuyor. 2017'de yapılan değişiklikle bu ürünlerin en az 200 gramdan başlayarak 10'ar gramlık artışlarla piyasaya arz edilebilmesi düzenlenmişti.

Fakat aynı düzenlemenin pideyi kapsam dışında bırakması çok önemli.

Dolayısıyla:

“Ekmek en az 200 gram olabilir.”

ifadesinden,

“Pide de mutlaka en az 200 gram olmalıdır.”

sonucunu çıkarmamak gerekir.

Bu ayrım küçük görünüyor ama günlük alışverişte oldukça önemli.

Çünkü insanlar çoğu zaman “ekmek”, “Ramazan pidesi”, “fırın pidesi” ve “kıymalı/kuşbaşılı pide” gibi farklı ürünleri aynı kelimenin altında değerlendirebiliyor.

Oysa bunların üretim biçimleri ve mevzuattaki konumları aynı değil.

Ramazan Pidesi: Gramdan Daha Büyük Bir Hikâye

Konuyu araştırırken en çok hoşuma giden bölüm Ramazan pidesinin hikâyesi oldu.

Ramazan geldiğinde fırınların önünde oluşan kuyrukları düşünün.

İnsanların ellerinde sıcak pideler...

Poşetin içinden yayılan susam ve pişmiş hamur kokusu...

Çocukların fırından çıkar çıkmaz pideyi koparmak istemesi...

Büyüklerin “Akşama kadar dayanacak mı bu?” diye gülmesi...

Burada pide artık yalnızca un, su, maya ve tuzdan oluşan bir yiyecek değildir.

Toplumsal bir ritüele dönüşür.

Bir akşam Murat'la bu konuyu konuşurken şöyle dedi:

“Bence insanların pideyi neden bu kadar önemsediğini anlamak için gramajdan çok tüketim biçimine bakmak lazım.”

Bu defa ben şaşırdım.

Çünkü normalde bütün soruları teknik açıdan çözmeye çalışan Murat, bu kez konunun sosyal tarafını öne çıkarmıştı.

Zeynep de ekledi:

“İşte mesele bu. Bir yiyeceğin değeri yalnızca ağırlığıyla ölçülmez.”

Gerçekten de öyle.

Bir pide 300 gram olabilir, başka bir pide farklı bir gramajda olabilir. Fakat o pideyi bir ailenin birlikte bölüşmesi, komşunun yaşlı birine sıcak pide götürmesi veya iftar sofrasında herkesin aynı ekmeği paylaşması, tartıda ölçülemeyen başka bir değer yaratır.