Ket vurma ile transfer arasındaki fark nedir ?

Onur

New member
Ket Vurma ile Transfer Arasındaki Fark Nedir? Öğrenme Sürecinde İki Kavramın Eleştirel Analizi

Konuya Kişisel Bir Bakış: Neden Bazı Bilgileri Unuturken Bazılarını Daha Kolay Öğreniyoruz?

Günlük hayatta hepimizin karşılaştığı ilginç bir durum var: Bazen yeni öğrendiğimiz bir bilgi, daha önce bildiğimiz bir şeyi hatırlamamızı zorlaştırıyor. Bazen de geçmişte öğrendiğimiz bir konu, yeni bir bilgiyi anlamamıza yardımcı oluyor. Örneğin, yabancı dil öğrenirken bildiğimiz bir kelime yeni bir kelimeyi hatırlamamızı güçleştirebilir. Buna karşılık, matematikte daha önce öğrendiğimiz temel işlemler, daha karmaşık problemleri çözmemizi kolaylaştırabilir. Peki, birbirine benzeyen bu iki durumun arkasında hangi psikolojik süreçler bulunuyor?

Bu konuyu değerlendirirken dikkatimi çeken nokta, insanların öğrenme ve hatırlama süreçlerini çoğu zaman yalnızca zekâ, dikkat veya çalışma süresiyle açıklaması. Oysa bir bilgiyi öğrenmek, onu bellekte tutmak ve ihtiyaç duyduğumuzda geri çağırmak birbirinden farklı süreçlerdir. Üstelik önceki bilgilerimiz bu süreçlerin her birini farklı biçimlerde etkileyebilir.

Psikolojide bu etkileşimleri anlamak için kullanılan iki önemli kavram, ket vurma (interference) ve transfer (transfer of learning) kavramlarıdır. İlk bakışta birbirine yakın görünseler de etkileri, ortaya çıktıkları koşullar ve öğrenme açısından taşıdıkları sonuçlar bakımından önemli farklılıklar gösterirler.

Bence burada asıl tartışılması gereken soru şudur: Geçmişte öğrendiklerimiz bizi hangi durumlarda ileriye taşır, hangi durumlarda ise farkında olmadan sınırlar?

1. Ket Vurma Nedir?

Ket vurma, psikolojide bir bilginin başka bir bilgiyle etkileşmesi sonucunda hatırlamanın veya öğrenmenin zorlaşmasını ifade eder. Özellikle bellek araştırmalarında, daha önce öğrenilen ya da sonradan edinilen bilgilerin mevcut bilgiyi geri çağırmayı güçleştirmesi üzerinde durulur.

Ket vurmanın iki temel türü vardır:

• İleriye ket vurma (proaktif ket vurma): Daha önce öğrenilmiş bilgilerin yeni bilgilerin öğrenilmesini veya hatırlanmasını zorlaştırmasıdır.

Örneğin, uzun yıllardır kullandığınız bir telefon numarasını değiştirdiğinizi düşünün. Yeni numaranızı öğrenmenize rağmen eski numaranızı söylemeye devam edebilirsiniz. Burada önceki bilgi, yeni bilginin hatırlanması üzerinde olumsuz bir etki oluşturur.

• Geriye ket vurma (retroaktif ket vurma): Yeni öğrenilen bilgilerin daha önce öğrenilmiş bilgilerin hatırlanmasını zorlaştırmasıdır.

Örneğin, bir sınav için uzun süre çalıştığınız tarih konularının ardından yoğun biçimde başka bir derse çalıştığınızda, önceki konulardaki bazı ayrıntıları hatırlamakta zorlanabilirsiniz. Bu durum geriye ket vurmayla ilişkili olabilir.

Ancak önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekir: Her unutma ket vurma değildir. Bilginin yeterince öğrenilmemesi, zamanla bellekte erişimin zorlaşması, dikkat eksikliği veya uygun hatırlama ipuçlarının bulunmaması da benzer sonuçlar doğurabilir.

Dolayısıyla bir kişinin bilgiyi hatırlayamaması, mutlaka başka bir bilginin onun belleğine müdahale ettiği anlamına gelmez.

2. Transfer Nedir?

Transfer, daha önce öğrenilmiş bilgi, beceri veya deneyimlerin yeni bir öğrenme durumunu etkilemesidir. Bu etki olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilir. Dolayısıyla transferi yalnızca öğrenmeyi kolaylaştıran bir süreç olarak değerlendirmek eksik kalır.

Transferin iki temel biçimi şöyle açıklanabilir:

• Olumlu transfer: Önceki öğrenmenin yeni öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır.

Örneğin, bisiklet kullanmayı bilen birinin motosiklet kullanmayı öğrenirken denge kurma konusunda bazı avantajlara sahip olması mümkündür. Elbette motosiklet kullanmak, bisiklet kullanmaktan farklı beceriler ve güvenlik bilgileri gerektirir. Buna rağmen bazı ortak beceriler yeni öğrenmeye katkı sağlayabilir.

• Olumsuz transfer: Önceki öğrenmenin yeni öğrenmeyi zorlaştırmasıdır.

Örneğin, bir ülkede trafiğin sağdan aktığına alışmış bir sürücü, soldan akan trafikte araç kullanırken başlangıçta zorlanabilir. Önceki deneyimi kendi bağlamında doğru olsa da yeni koşullarda hatalara neden olabilir.

Bunun yanında, bazı kaynaklarda nötr transferden de söz edilir. Bu durumda önceki öğrenmenin yeni öğrenme üzerinde belirgin bir kolaylaştırıcı veya zorlaştırıcı etkisi gözlenmez.

Transferin temel özelliği, önceki öğrenmenin yeni bir görevde nasıl kullanıldığıyla ilgilenmesidir. Bu nedenle yalnızca hatırlama değil, problem çözme, beceri geliştirme, karar verme ve yeni durumlara uyum sağlama da transfer kapsamına girer.

3. Ket Vurma ile Transfer Arasındaki Temel Farklar

İki kavram arasındaki farkı anlamanın en kolay yolu, odaklandıkları süreçleri karşılaştırmaktır.

Ket vurma özellikle bilgilerin birbirleriyle rekabet etmesi ve hatırlamanın zorlaşması üzerinde durur. Transfer ise önceki öğrenmenin yeni bir öğrenme veya performans durumuna nasıl yansıdığını ele alır.

Örneğin, İngilizce öğrenen bir kişinin İspanyolca kelimeleri hatırlarken İngilizce kelimelerle karıştırma yaşaması, ket vurma açısından incelenebilir. Aynı kişinin İngilizcedeki ortak kelime köklerinden yararlanarak İspanyolca sözcükleri daha kolay öğrenmesi ise olumlu transfer örneği olabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, iki kavramın birbirini tamamen dışlamamasıdır. Olumsuz transfer, yeni bir görevi zorlaştırdığı için ket vurmayla ilişkili süreçler içerebilir. Ancak bu kavramlar aynı şey değildir.

Ket vurma, özellikle bellekteki bilgilerin hatırlanması ve birbirine müdahalesi açısından ele alınırken transfer, öğrenilenlerin başka bir bağlamda kullanılmasına odaklanır.

Kısacası, ket vurma daha çok bilgiler arasındaki rekabetin hatırlamayı nasıl etkilediğiyle, transfer ise önceki öğrenmenin yeni bir durumdaki başarıyı nasıl etkilediğiyle ilgilidir.

4. Bilimsel Araştırmalar Bu Konuda Ne Söylüyor?

Ket vurma ve transfer yalnızca ders kitaplarında yer alan teorik kavramlar değildir. Bellek ve öğrenme üzerine yapılan araştırmalar, bu süreçlerin hangi koşullarda ortaya çıktığını incelemektedir.

Bellek araştırmaları ve ket vurma

John A. McGeoch'un bellek ve unutma üzerine çalışmaları, unutmanın yalnızca zamanın geçmesiyle açıklanamayacağını; öğrenmeler arasındaki etkileşimin de önemli olduğunu ortaya koyan erken dönem araştırmalar arasında yer alır.

Daha sonraki bellek araştırmalarında da benzerlik, öğrenilen malzemenin miktarı ve hatırlama koşulları gibi değişkenlerin ket vurmayı etkileyebildiği gösterilmiştir.

Örneğin, birbirine benzeyen çok sayıda kelime listesini öğrenmek, belirli bir listeye ait kelimelerin birbirinden ayırt edilmesini zorlaştırabilir. Bununla birlikte, benzerlik her durumda zararlı değildir. Anlamlı gruplamalar ve uygun hatırlama ipuçları, bilgilerin düzenlenmesine yardımcı olabilir.

Bu sonuç, belleği sınırsız bir depolama alanı gibi düşünmenin doğru olmadığını gösterir. Bilgiler arasındaki ilişkiler, neyin ne zaman hatırlanacağını etkileyebilir.

Öğrenme transferi üzerine araştırmalar

Transfer konusunda önemli çalışmalardan biri, David P. Ausubel'in anlamlı öğrenme yaklaşımıyla ilişkilidir. Ausubel, yeni bilgilerin mevcut bilgi yapılarıyla ilişkilendirilmesinin öğrenme açısından önemini vurgulamıştır. Bu yaklaşım, önceki bilgilerin yalnızca ezberlenmiş içerikler olmadığını, yeni öğrenmenin temelini oluşturabileceğini gösterir.

Bununla birlikte, önceki bilgilerin bulunması tek başına başarılı transferi garanti etmez. Öğrenilen bilginin yeni durumda kullanılabilmesi, iki durum arasındaki benzerliklerin fark edilmesine ve bilginin uygun biçimde uygulanmasına bağlıdır.

National Research Council tarafından yayımlanan How People Learn adlı eser de öğrenmenin, bireyin önceki bilgileri ve içinde bulunduğu bağlamla yakından ilişkili olduğunu ele alır. Kitapta öğrenilenlerin yeni durumlara aktarılabilmesi, etkili öğretimin önemli hedeflerinden biri olarak değerlendirilir.

Bu bulguların ortak mesajı şudur: Çok fazla bilgiye sahip olmakla bu bilgileri doğru yerde kullanabilmek aynı şey değildir.

5. Günlük Hayattan Örneklerle İki Kavramı Ayırt Etmek

Konuyu daha somut hâle getirmek için eğitim, iş hayatı ve gündelik yaşamdan örnekler üzerinden ilerleyelim.

Örnek 1: Yabancı dil öğrenmek

Türkçe konuşan birinin İngilizce öğrenirken yeni kelimeleri Türkçedeki benzer kelimelerle ilişkilendirmesi, öğrenmeyi kolaylaştırabilir. Bu, olumlu transferin bir örneğidir.

Ancak kişi, İngilizcedeki bir kelimenin Türkçedeki benzer bir kelimeyle aynı anlama geldiğini varsayarsa yanlış öğrenebilir. Bu durumda olumsuz transfer ortaya çıkabilir.

Ayrıca birbirine benzeyen iki yabancı dildeki kelimeleri sürekli karıştırması, hatırlama sırasında ket vurmayla ilişkili olabilir.

Örnek 2: Sınava hazırlanmak

Matematikte kesirleri iyi öğrenmiş bir öğrenci, oran-orantı konusunu öğrenirken önceki bilgisinden yararlanabilir. Bu, olumlu transferdir.

Öte yandan öğrenci, birbirine benzeyen formülleri karıştırıyorsa veya yeni bir kuralı eski bir kuralla yanlışlıkla değiştiriyorsa öğrenme ve hatırlama güçlüğü yaşayabilir.

Burada çözüm yalnızca daha fazla soru çözmek olmayabilir. Öğrencinin hangi kuralı hangi koşulda kullanacağını karşılaştırmalı örneklerle öğrenmesi daha etkili olabilir.

Örnek 3: İş hayatı ve teknoloji

Bir yazılım programını kullanmayı bilen kişinin benzer arayüze sahip başka bir programa daha hızlı uyum sağlaması, olumlu transfer örneğidir.

Ancak eski programın kısayollarını yeni programda da kullanmaya çalışması hatalara neden olabilir. Bu, olumsuz transferdir.

Eğer eski kısayollar yeni kısayolların hatırlanmasını da zorlaştırıyorsa ket vurma süreçleri de söz konusu olabilir.

Bu örnekler, bir öğrenme deneyiminin aynı anda hem avantaj hem de dezavantaj yaratabileceğini gösteriyor.

6. Erkeklerin ve Kadınların Öğrenme Yaklaşımları: Genellemeler Yerine Bireysel Farklılıklar

Öğrenme ve problem çözme konusu tartışılırken erkeklerin daha stratejik ve çözüm odaklı, kadınların ise daha empatik ve ilişkisel yaklaşımlara sahip olduğu yönünde genellemelerle karşılaşabiliyoruz. Bu tür iddiaları dikkatle değerlendirmek gerekir.

Her şeyden önce, erkeklerin ve kadınların öğrenme biçimlerini bu kadar kesin kategorilere ayırmak bilimsel açıdan yeterli değildir. Bireyler arasında motivasyon, önceki deneyimler, eğitim geçmişi, kişilik, öğrenme ortamı ve konuya aşinalık bakımından önemli farklılıklar bulunur.

Örneğin, bir erkek öğrenci sınav hazırlığında kavramları tablolarla karşılaştırarak stratejik bir yol izleyebilir. Bir kadın öğrenci ise aynı yöntemi kullanabilir; başka bir erkek öğrenci de arkadaşlarıyla tartışarak öğrenmeyi tercih edebilir. Bu tercihler doğrudan cinsiyet üzerinden açıklanamaz.

Empati ve ilişkisel düşünme de yalnızca kadınlara özgü değildir. Grup çalışması sırasında başkalarının düşüncelerini anlamaya çalışmak, geri bildirim vermek ve ortak bir çözüm geliştirmek herkesin öğrenmesine katkı sağlayabilir.

Aynı şekilde, planlama, analitik düşünme ve sorun çözme de yalnızca erkeklerle ilişkilendirilemez.

Ket vurma ve transfer açısından asıl önemli olan, bireyin hangi stratejiyi kullandığı ve bu stratejinin öğrenme hedefine ne ölçüde uygun olduğudur.

Bir öğrenci bilgileri karşılaştırarak karışıklıkları azaltabilir. Bir başkası konuyu başka birine anlatarak bilgisini pekiştirebilir. Bir diğeri uygulamalı örneklerden yararlanabilir. Bu yöntemlerin başarısı, cinsiyetten çok görevin özellikleri ve bireyin ihtiyaçlarıyla ilişkilidir.

Bu nedenle eğitim ortamlarında cinsiyete dayalı kalıpları güçlendirmek yerine farklı öğrenme yollarına fırsat vermek daha doğru bir yaklaşımdır.

7. Ket Vurmanın Olumsuz Yönleri ve Transferin Sınırları

Ket vurma çoğunlukla öğrenmeyi engelleyen bir süreç olarak ele alınır. Bunun anlaşılır bir nedeni vardır: Bir bilgiyi hatırlamaya çalışırken benzer bilgilerin araya girmesi, performansı düşürebilir.

Ancak her bilgi karışıklığını kalıcı bir bellek sorunu olarak yorumlamak doğru değildir. Bazen karışıklık, bilgilerin henüz yeterince ayırt edilmediğini gösterir. Bu durum, öğrenme yöntemini gözden geçirmek için bir fırsat da oluşturabilir.

Örneğin, birbirine benzeyen iki kavramı karıştıran öğrenci, bunların ortak ve farklı özelliklerini karşılaştırarak daha sağlam bir bilgi yapısı oluşturabilir. Dolayısıyla hata, uygun geri bildirimle birlikte ele alındığında öğrenme sürecinin bir parçasına dönüşebilir.

Transfer de benzer şekilde dikkatli değerlendirilmelidir.

Olumlu transferin en önemli avantajı, önceki bilgileri yeni durumlarda kullanarak öğrenme süresini kısaltabilmesidir. Ancak önceki deneyime aşırı güvenmek, yeni koşulların farklı özelliklerini görmeyi engelleyebilir.

Bir cerrahın benzer ameliyatlarda edindiği deneyim, yeni bir vakayı değerlendirmesine yardımcı olabilir. Fakat her hastanın ve her klinik durumun aynı olduğunu varsayması ciddi hatalara neden olabilir. Bu örnek, transferin yalnızca yararlı deneyimlerden ibaret olmadığını açıkça gösterir.

Öğrenme açısından temel mesele, geçmiş bilgiyi reddetmek veya ona koşulsuz güvenmek değildir. Önemli olan, bilginin hangi koşullarda geçerli olduğunu anlamaktır.

8. Ket Vurmayı Azaltmak ve Olumlu Transferi Güçlendirmek İçin Neler Yapılabilir?

Bu iki kavramı anlamanın pratik değeri, öğrenme sürecinde uygulanabilecek yöntemlerde ortaya çıkar.

1. Benzer kavramları karşılaştırın.

Birbirine benzeyen formülleri, kelimeleri veya teorileri ayrı ayrı ezberlemek yerine ortak ve farklı yönlerini belirleyin. Böylece hangi bilginin hangi durumda kullanılacağı daha net hâle gelebilir.

2. Bilgiyi yalnızca okuyarak değil, hatırlamaya çalışarak öğrenin.

Araştırmalar, aktif hatırlama uygulamalarının uzun süreli öğrenmeyi destekleyebildiğini göstermektedir. Henry L. Roediger III ve Jeffrey D. Karpicke'nin 2006 tarihli araştırması, öğrenilen bilgiyi test ederek hatırlamanın, yalnızca tekrar okumaya kıyasla uzun süreli hatırlamada avantaj sağlayabildiğini ortaya koymuştur.

Bu nedenle bir konuyu okuduktan sonra kitabı kapatıp temel noktaları kendi cümlelerinizle anlatmayı deneyebilirsiniz.

3. Öğrenmeler arasında anlamlı bağlantılar kurun.

Yeni bilgiyi önceki bilgilerle ilişkilendirmek, olumlu transferi destekleyebilir. Ancak bağlantının gerçekten geçerli olup olmadığını da sorgulamak gerekir.

Bir matematik kuralını başka bir problemde kullanırken iki problem arasındaki benzerliğin yalnızca yüzeysel mi, yoksa yapısal mı olduğunu değerlendirmek önemlidir.

4. Aralıklı tekrar uygulayın.

Bilgileri tek bir oturumda tekrar tekrar okumak yerine farklı zamanlara yayılan çalışma oturumları düzenlemek, uzun süreli öğrenmeyi destekleyebilir.

Aralıklı tekrar, ket vurmayı her durumda ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte, bilgilerin zaman içinde yeniden hatırlanmasını sağlayarak öğrenmenin kalıcılığını artırmaya yardımcı olabilir.

5. Hataları analiz edin.

Bir bilgiyi karıştırdığınızda yalnızca doğru cevabı ezberlemeyin. Hatanın nedenini belirlemeye çalışın. İki kavramı birbirine mi benzettiniz? Önceki bir alışkanlığı yeni duruma mı uyguladınız? Yoksa bilgiyi ilk öğrenirken yeterince anlamadınız mı?

Bu sorular, sorunun ket vurmayla mı, olumsuz transferle mi, yoksa başka bir öğrenme güçlüğüyle mi ilişkili olabileceğini anlamanıza yardımcı olabilir.

9. Konuya Eleştirel Bakış: Her Unutmayı Ket Vurma, Her Benzerliği Transfer Sayabilir miyiz?

Bence bu konudaki en önemli sorunlardan biri, psikolojik kavramların günlük hayatta gereğinden fazla genişletilmesidir. Bir öğrenci başarısız olduğunda hemen dikkat eksikliği yaşadığını söylemek ne kadar sorunluysa, her unutmayı ket vurmayla açıklamak da o kadar eksiktir.

Bellek ve öğrenme, birbirine bağlı birçok süreçten oluşur. Dikkat, motivasyon, uyku, stres, bilginin ilk öğrenilme düzeyi ve hatırlama koşulları bu süreçleri etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca gözlenen sonuca bakarak kesin bir neden belirlemek her zaman mümkün değildir.

Benzer bir eleştiri transfer kavramı için de geçerlidir. İki görev birbirine benziyor diye birinde başarılı olan kişinin diğerinde de başarılı olacağını varsayamayız. Transferin gerçekleşmesi, kişinin ilgili bilgiyi fark etmesine, hatırlamasına ve yeni koşullara uyarlamasına bağlıdır.

Ayrıca bir yöntemin işe yaraması, herkes için aynı ölçüde etkili olacağı anlamına gelmez. Bazı öğrenciler kavram haritalarından yararlanırken bazıları uygulamalı sorularla daha iyi öğrenebilir. Önemli olan tek bir yöntemi evrensel çözüm olarak sunmak yerine, öğrenme hedefiyle yöntemin uyumunu değerlendirmektir.

Bu açıdan ket vurma ve transfer, insan zihnini açıklamak için yararlı kavramlardır; ancak öğrenme davranışlarının tamamını tek başlarına açıklamazlar.

10. Forum Tartışması İçin Sorular

Konuyu yalnızca teorik bilgilerle sınırlamamak için kendi öğrenme deneyimlerimizi de değerlendirebiliriz.

- Daha önce öğrendiğiniz bir bilginin yeni bir konuyu öğrenmenizi zorlaştırdığı bir durum yaşadınız mı? Sizce bunun nedeni ket vurma mıydı, yoksa eski bilginizi yeni koşullara yanlış uygulamanız mı?

- Bir yabancı dili öğrenirken bildiğiniz başka bir dilin size hem avantaj hem de dezavantaj sağladığını düşünüyor musunuz?

- Sınava hazırlanırken aralıklı tekrar mı, konuları karşılaştırmak mı, yoksa kendinizi test etmek mi sizin için daha etkili oldu?

- Okullarda öğrencilerin önceki bilgilerini yeni konularla ilişkilendirmelerine yeterince fırsat veriliyor mu?

- Öğrenme stratejilerinin cinsiyete göre sınıflandırılması sizce ne kadar anlamlı? Bireysel farklılıkları daha iyi anlamak için hangi özelliklere odaklanmalıyız?

- Başarısız bir öğrenme deneyiminde sorunu hemen öğrenciye yüklemek yerine öğretim yöntemini, çalışma koşullarını ve kullanılan materyalleri de değerlendirmek gerekmez mi?

Bu soruların tek bir doğru cevabı olmayabilir. Ancak farklı deneyimlerin karşılaştırılması, kavramların gerçek hayatta nasıl işlediğini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

Sonuç: Geçmiş Bilgilerimiz Bizi Hem İleriye Taşıyabilir Hem de Yavaşlatabilir

Ket vurma ile transfer arasındaki temel fark, önceki öğrenmelerin yeni bilgilerle kurduğu ilişkinin hangi yönüne odaklanıldığıdır. Ket vurma, özellikle bir bilginin başka bilgiler nedeniyle hatırlanmasının zorlaşmasını ifade eder. Transfer ise önceki öğrenmenin yeni bir öğrenme veya performans durumunu nasıl etkilediğini açıklar.

Ket vurma, öğrenme sürecindeki karışıklıkları ve hatırlama güçlüklerini anlamak açısından önemlidir. Transfer ise geçmiş deneyimlerin yeni becerilere, problemlere ve durumlara nasıl taşındığını anlamamızı sağlar. Üstelik transferin olumlu veya olumsuz olabilmesi, eski bilginin her zaman yararlı olmadığına dikkat çeker.

Bu iki kavramdan çıkarılabilecek en önemli sonuçlardan biri, öğrenmenin yalnızca bilgi biriktirmekten ibaret olmadığıdır. Bilgiyi doğru biçimde hatırlamak, benzer kavramları birbirinden ayırmak ve öğrenileni yeni koşullara uygun şekilde uygulamak da en az bilgi edinmek kadar önemlidir.

Sonuç olarak, geçmiş deneyimlerimizi bütünüyle bir engel veya mutlak bir avantaj olarak değerlendirmemeliyiz. Asıl mesele, önceki bilgilerimizin hangi koşullarda işimize yaradığını, hangi koşullarda bizi yanıltabildiğini fark etmektir. Öğrenme sürecinde eleştirel düşünmek, hataları analiz etmek ve farklı yöntemleri denemek bu farkındalığı geliştirebilir.

Belki de tartışmanın en önemli noktası şudur: Daha fazla şey öğrenmek mi bizi geliştirir, yoksa öğrendiklerimizi doğru yerde kullanmayı öğrenmek mi? Bana göre kalıcı ve anlamlı öğrenme, bu iki becerinin birlikte gelişmesiyle mümkün olur.

Kaynakça ve İleri Okuma

1. McGeoch, J. A. (1932). Forgetting and the Law of Disuse. Psychological Review, 39(4), 352–370.

2. Roediger, H. L., III, & Karpicke, J. D. (2006). Test-Enhanced Learning: Taking Memory Tests Improves Long-Term Retention. Psychological Science, 17(3), 249–255.

3. National Research Council. (2000). How People Learn: Brain, Mind, Experience, and School: Expanded Edition. National Academies Press.

4. Ausubel, D. P. (1968). Educational Psychology: A Cognitive View. Holt, Rinehart and Winston.

5. Barnett, S. M., & Ceci, S. J. (2002). When and Where Do We Apply What We Learn? A Taxonomy for Far Transfer. Psychological Bulletin, 128(4), 612–637.