Selen
New member
TARİH • TÜRK BOYLARI • KÜLTÜREL MİRAS
# Kayı Boyu Nerelerde? Tarihî Göçler, Anadolu’daki Yerleşimler ve Günümüzdeki İzleri
Kayı boyunun nerelerde yaşadığını araştırırken insanın aklına yalnızca bir yerin adı gelmiyor; Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan göç yolları, yüzyıllar içinde değişen topluluk kimlikleri ve Osmanlı tarihinin nasıl şekillendiği gibi pek çok soru da ortaya çıkıyor. Özellikle bugün Türkiye’de Kayı adını taşıyan köyleri, yerleşimleri ve aile anlatılarını duyduğumuzda, bunların geçmişteki Kayı boyuyla ne ölçüde bağlantılı olduğunu merak ediyoruz. Bence bu konunun en ilgi çekici tarafı da tam burada: Tarihî anlatıları olduğu gibi kabul etmek yerine, onları belgelerle karşılaştırarak anlamaya çalışmak.
Gelin, Kayı boyunun tarihî coğrafyasını birlikte inceleyelim. Hangi bölgelerde yaşadıklarını, Anadolu’ya nasıl ulaştıklarını, Osmanlı hanedanıyla ilişkilerinin tarihçiler tarafından nasıl değerlendirildiğini ve günümüzde Kayı adının nerelerde karşımıza çıktığını bilimsel bir bakışla ele alalım. Bu araştırmada özellikle tarihî kayıtlar, hakemli akademik yayınlar ve yer adları üzerinden elde edilen bilgileri birbirinden ayırmak önemli.
# 1. Kayı Boyu Nedir ve Oğuzlar Arasındaki Yeri Neresidir?
Kayılar, Türk tarihinin önemli boy teşkilatlarından biri olan Oğuz toplulukları içinde anılır. Oğuzlar, Orta Asya’dan batıya uzanan geniş coğrafyada farklı siyasi birlikler kurmuş, zaman içinde çeşitli kollara ayrılmış ve Anadolu’nun tarihî oluşumunda önemli rol oynamıştır. Kayı boyu da özellikle Osmanlı hanedanının kökenine ilişkin gelenek nedeniyle diğer Oğuz boylarından daha fazla tanınmıştır.
TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Kayı” maddesi, bu boyun tarihini ve Osmanlı hanedanıyla ilişkilendirilmesini ele alan temel başvuru kaynaklarından biridir. Maddede Faruk Sümer’in Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri, Boy Teşkilâtı, Destanları adlı çalışması ve Faruk Demirtaş’ın 1948 tarihli araştırması gibi önemli eserler kaynak gösterilir. TDV İslâm Ansiklopedisi üzerinden erişilebilen bu bibliyografya, Kayı tarihinin tek bir belgeyle değil, farklı dönemlere ait kayıtların karşılaştırılmasıyla araştırılması gerektiğini gösterir. TDV İslâm Ansiklopedisi+1
Kayıların Oğuz boyları arasındaki yerini anlamak için iki kavramı birbirinden ayırmak gerekir:
- Boy kimliği: Bir topluluğun kendisini belirli bir soy, gelenek veya siyasi birlikle ilişkilendirmesi.
- Hanedan soyu: Bir hükümdar ailesinin kökenini belirli bir ataya ya da topluluğa bağlayan tarihî veya geleneksel anlatı.
Bu iki kavram birbiriyle ilişkili olsa da aynı şey değildir. Bir hükümdar ailesinin belirli bir boya mensup olduğunun anlatılması, o boyun bütün üyelerinin aynı bölgede yaşadığı veya günümüzde aynı soy çizgisini kesintisiz biçimde sürdürdüğü anlamına gelmez.
Kayı boyunun nerelerde yaşadığı sorusuna cevap ararken bu ayrım, araştırmanın temelini oluşturmalıdır.
# 2. Kayı Boyunun Orta Asya ve Türkistan’daki İzleri
Kayıların erken tarihine ilişkin araştırmalar, yalnızca Anadolu’ya gelişleriyle sınırlı değildir. Avrasya bozkırlarında ortaya çıkan siyasi birlikler, boy adları ve göç hareketleri, bu topluluğun geçmişini daha geniş bir coğrafyada değerlendirmeyi gerektirir.
Anarbek Mokeev, Alpaslan Ceylan, Kayrat Belek ve Nursultan Abdimitalip Uulu tarafından hazırlanan “Türkistan’daki Kayı Boyunun Kökeni Üzerine Yeni Bir Bakış” başlıklı araştırma, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi’nin 2025 yılında yayımlanan 64. sayısında yer almıştır. Çalışmada tarihî metinler karşılaştırılmakta; Orta Asya, Türkistan ve Avrasya bozkırları arasındaki hareketlilik, Kayı ve Kayığ adlarının tarihî kullanımları üzerinden tartışılmaktadır. DergiPark
Araştırmacılar, farklı dönemlerde kaydedilen topluluk adları arasında bağlantı kurulabileceğini savunurken tarihî göçlerin ve siyasi değişimlerin bu adların kullanımını etkilediğini belirtir. Çalışmada ayrıca Tanrı Dağları çevresindeki taş tasvirleri ve kaya kabartmaları üzerinden boy damgaları değerlendirilmektedir.
Bu bulgular, Kayı tarihinin yalnızca bugünkü Türkiye sınırları içinde araştırılamayacağını düşündürür. Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı vardır: Aynı veya benzer bir topluluk adının farklı kaynaklarda geçmesi, tek başına bu toplulukların kesintisiz biçimde aynı soydan geldiğini kanıtlamaz. Ad benzerliğinin yanı sıra dil, tarih, arkeoloji, coğrafya ve siyasi ilişkiler gibi unsurların da değerlendirilmesi gerekir.
Erken dönem kaynaklarında geçen adların günümüzdeki kimliklerle doğrudan eşleştirilmesi özellikle zordur. Çünkü göçebe topluluklar savaşlar, ittifaklar, siyasi parçalanmalar ve birleşmeler sonucunda yeni kimlikler kazanabiliyordu. Dolayısıyla Kayıların Orta Asya’daki tarihini incelerken kesin olarak belgelenen bilgilerle araştırmacıların önerdiği tarihî bağlantıları ayrı değerlendirmek gerekir.
# 3. Kayı Boyu Anadolu’da Nerelere Yerleşti?
Kayı boyunun Anadolu’daki tarihî izlerini araştıranlar için en önemli kaynaklardan biri, Faruk Sümer’in TDV İslâm Ansiklopedisi’nde yayımlanan Kayı maddesidir. Sümer’in aktardığı tarihî ve coğrafi kayıtlar, Kayıların Anadolu’da tek bir bölgede toplanmadığını, farklı yerleşim alanlarına dağıldığını ortaya koymaktadır.
Bu kaynakta, XII-XIV. yüzyıllarla ilişkilendirilen Kayı yer adlarının sayısının 94 olduğu belirtilir. Bunların bir kısmının bulunduğu sancak ve bölgeler şöyledir: TDV İslâm Ansiklopedisi
Kütahya’nın en kısa köy isimlerini biliyor musunuz? - | Kütahya Ekspres
Kütahya ve Batı Anadolu
Kaynakta Kütahya için yedi Kayı yer adı kaydedilir. Bölge, Orta ve Batı Anadolu’daki Türkmen yerleşimlerinin incelenmesi açısından önemlidir.
Korgun Alpsarı Köyü Resimleri
Çankırı ve İç Anadolu’nun kuzeyi
Çankırı da yedi yer adıyla öne çıkar. Bu kayıtlar, boy adlarının Anadolu’nun iç kesimlerinde de yaygınlaştığını gösterir.
Karaman Kalaba Köyü - Karamandan.com
Konya ve Karaman çevresi
Konya sancağında altı Kayı yer adı tespit edilmiştir. XVI. yüzyılda Konya bölgesinde yaşayan Kayı topluluğunun Karaman ile Ereğli arasındaki Bayburt kazasında bulunduğu da aktarılır.
Türkiye'de En İyi Doğa Tatili Nerelerde Yapılır? | Omag
Kastamonu ve Bolu
Her iki bölgede de altışar Kayı yer adı kaydedilmiştir. Bu durum, Kayı adıyla ilişkilendirilen yerleşimlerin yalnızca güney veya batı Anadolu ile sınırlı olmadığını gösterir.
Aerial view of lake Burdur in the Isparta region with farmland in the foreground. Agriculture and natural resources in Turkey
Isparta ve Burdur çevresi
Tarihî kaynakta Hamîd-ili olarak anılan bölgede altı Kayı yer adı belirtilir. Ayrıca Eğirdir kazasında Kayı adıyla anılan bir topluluk bulunduğu aktarılır.
Kaynakta Amasya, Ankara ve Çorum sancakları için de dörder Kayı yer adı belirtilmektedir. Dolayısıyla Anadolu’daki tarihî dağılım, İç Anadolu’dan Batı Anadolu’ya ve kuzeydeki bölgelere uzanan geniş bir alanı kapsamaktadır. TDV İslâm Ansiklopedisi+1
Burada önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum: Bir yerde Kayı adını taşıyan köy bulunması, o köyde yaşayan herkesin bugün de doğrudan Kayı boyundan geldiğini kanıtlamaz. Yer adları, tarihî iskân politikaları, göçler, idari değişiklikler ve zamanla oluşan kültürel hafıza gibi etkenlerle varlığını sürdürebilir.
Bu nedenle söz konusu yerleri, günümüzde yaşayan bütün Kayı soylarının kesin adresleri olarak değil, Kayı adıyla bağlantılı tarihî yerleşimlerin izleri olarak değerlendirmek daha doğrudur.
# 4. Denizli ve Muğla Çevresinde Kayı Toplulukları
Kayı boyunun tarihî dağılımında özellikle dikkat çeken alanlardan biri, Denizli ve Muğla çevresidir.
Faruk Sümer’in araştırmasına göre XVI. yüzyılda Denizli’nin kuzeyinde, Kaş Yenicesi, Aydos ve Şeyhli kazalarında önemli bir Kayı topluluğu bulunuyordu. Bu topluluk, Kanûnî Sultan Süleyman döneminde 35 köyde yaşamaktaydı. Sümer’in aktardığı kayıtlarda, söz konusu köylerin hiçbirinin Kayı adını taşımadığı belirtilir.
Bu ayrıntı, tarih araştırmalarında sıklıkla gözden kaçan önemli bir noktayı ortaya koymaktadır: Bir boyun yerleşim alanını belirlemek için yalnızca o boyun adını taşıyan köylere bakmak yeterli değildir.
Aynı araştırmada, Denizli Kayılarının bir uzantısı olduğu değerlendirilen Menteşe Kayılarının Köyceğiz ile Ayasuluk, yani bugünkü Selçuk çevresi arasında yaşadığı aktarılır. XVI. yüzyılda bu toplulukların obalara ayrıldığı ve vergi kayıtlarında önemli bir nüfusa sahip olduğu belirtilmektedir. TDV İslâm Ansiklopedisi
Bu veriler, Kayı topluluklarının yalnızca bir köyde yaşayan sabit bir nüfus olarak düşünülmemesi gerektiğini gösterir. Bazı gruplar belirli köylere yerleşirken bazıları daha geniş bir sahada yaşamış, farklı yerleşim birimleri arasında hareket etmiş veya zamanla başka adlarla anılmış olabilir.
Peki, bu tarihî kayıtlar günümüzde Denizli veya Muğla’da yaşayan ve ailesinin Kayı boyundan geldiğini söyleyen kişilerin iddialarını doğrular mı?
Tek başına doğrulamaz. Ancak aile anlatılarını araştırmak için güçlü bir başlangıç noktası sunar. Aile şecereleri, eski tapu kayıtları, nüfus defterleri, vakıf belgeleri ve yerel arşivler birlikte incelendiğinde daha sağlam sonuçlara ulaşılabilir.
# 5. Kayı Boyunun Söğüt ve Domaniç ile İlişkisi
Kayı boyu denildiğinde pek çok kişinin aklına doğrudan Söğüt, Domaniç ve Ertuğrul Gazi gelir. Bunun temel nedeni, Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna ilişkin geleneksel anlatılarda bu coğrafyanın özel bir yere sahip olmasıdır.
Ertuğrul Gazi Türbesi geçen yıl yaklaşık 3 milyon ziyaretçiyi ağırladı
Domaniç Dağları'ndaki kıvrımlı yollar sonbaharın renkleriyle buluştu | TRT Haber Foto Galeri
Osmanlı’nın Kuruluş Dönemindeki Söğüt’ten Domaniç’e Göç Yolları ile Bursa-Kütahya Şehirleri Arasındaki Ana Yolların Güzergahı ve Bugün İçin Önemi – Recep Aydoğdu
9
Geleneksel anlatıda Ertuğrul Gazi’nin idaresindeki topluluğun Söğüt ve Domaniç çevresine yerleştiği, Osman Bey’in de bu siyasi ve toplumsal ortamda güç kazandığı kabul edilir. Ancak Osmanlı kuruluş dönemi kaynakları sınırlı olduğundan, bu sürecin bütün ayrıntılarını kesin biçimde yeniden kurmak mümkün değildir.
Japon tarihçi Hiroyuki Ogasawara’nın 2009 yılında yayımlanan The Legendary Origin of the Ottoman Dynasty: The Oguz Tradition başlıklı makalesi, Osmanlı hanedanının Oğuz geleneğiyle ilişkilendirilmesini inceler. Araştırma, Osmanlı tarihçilerinin hanedanın kökenini açıklarken farklı soy anlatılarından yararlandığını ve Kayı bağlantısının zaman içinde belirginleştiğini ortaya koyar. J-STAGE+1
Bu bulgu, Söğüt ve Domaniç’in tarihî önemini ortadan kaldırmaz. Aksine, bölgenin hem Osmanlı kuruluş tarihi hem de daha sonraki dönemlerde oluşan tarihî hafıza bakımından incelenmesi gerektiğini gösterir.
Ancak iki iddiayı birbirinden ayırmalıyız:
- Osmanlı siyasi oluşumunun Söğüt ve çevresinde gelişmesi, tarihî bir coğrafya meselesidir.
- Osmanlı hanedanının kesin olarak Kayı boyuna mensup olması ise kaynakların eleştirel değerlendirilmesini gerektiren bir soy ve tarih yazımı meselesidir.
Bu iki konuyu birbirine karıştırmak, tarihî gerçeklerle sonradan şekillenen gelenekleri aynı kanıt düzeyinde değerlendirmemize yol açabilir.
# 6. Osmanlı Hanedanı Gerçekten Kayı Boyundan mı Geliyordu?
Kayı boyu hakkındaki tartışmaların merkezinde yer alan sorulardan biri budur.
TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Faruk Sümer tarafından kaleme alınan maddesinde, Osmanlı hanedanının Kayı boyuna bağlanmasının özellikle II. Murad dönemi tarihçiliğiyle ilişkilendirildiği belirtilir. Yazıcızâde Ali’nin bu bağlantıyı kuran isimlerden biri olduğu düşünülmektedir. Daha sonraki Osmanlı tarihçileri de bu anlatıyı benimsemiştir.
Sümer, Osmanlı hanedanının Kayı boyuna mensup olmasının mümkün olduğunu belirtmekle birlikte bu bağlantının tarihî kaynaklardaki gelişimini de açıklar. Özellikle Kayı boyunun Oğuz geleneği içinde saygın bir konuma sahip olması, hanedanın kendisini bu boya bağlamasını anlamlandırmak açısından önemlidir. TDV İslâm Ansiklopedisi
Ogasawara’nın araştırması da benzer bir noktaya odaklanır: Osmanlıların köken anlatısı, başından itibaren değişmeden kalan tek bir gelenek değildir. Makalede Kayı kökeni anlatısının XV. yüzyılda mevcut olan alternatif köken anlatıları arasından zamanla öne çıktığı, XVI. yüzyıl Osmanlı tarih yazımında ise yerleşik bir anlatı hâline geldiği değerlendirilir. J-STAGE
Bilimsel açıdan burada yapılması gereken, Kayı bağlantısını kesin biçimde reddetmek veya tartışmasız bir gerçek olarak sunmak değildir. Eldeki kanıtların neyi gösterdiğini, hangi noktaların belirsiz kaldığını ve tarihçilerin hangi yöntemlerle sonuca ulaştığını incelemektir.
Bir tarihî iddianın yüzyıllar boyunca tekrarlanması, onu otomatik olarak yanlış yapmadığı gibi, tek başına kesin biçimde kanıtlamaz da. Bunun için kaynakların tarihi, yazılış amacı, birbirleriyle ilişkisi ve dönemin siyasi koşulları dikkate alınmalıdır.
# 7. Kayı Boyunun Günümüzdeki İzleri Nasıl Araştırılmalı?
Günümüzde Kayı adı Türkiye’de yer adlarında, kültürel etkinliklerde, aile anlatılarında ve tarihî sembollerde karşımıza çıkabilir. Fakat bunların her biri farklı türde kanıt sunar.
Örneğin bir köyün Kayı adını taşıması, tarihî yerleşim açısından incelenebilir bir veridir. Bir ailede kuşaktan kuşağa aktarılan Kayı kökeni anlatısı, sözlü tarih araştırması için değerlidir. Bir mimari eserde Kayı damgasına benzeyen işaret bulunması ise sanat tarihi ve arkeoloji yöntemleriyle değerlendirilmelidir.
Remzi Duran’ın 2018 yılında Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi’nde yayımlanan, Oğuzların Kayı boyu damgasının Anadolu Türk mimarisinde motif olarak kullanımını inceleyen çalışması, bu açıdan dikkate değerdir. Araştırma, boy damgalarının yalnızca kimlik işareti olarak değil, mimari süsleme geleneğinin bir parçası olarak da ele alınabileceğini göstermektedir. DergiPark+1
Bununla birlikte, benzer görünen her işareti doğrudan Kayı damgası olarak tanımlamak doğru değildir. Motifin bulunduğu yapının tarihi, yapım tekniği, diğer süslemelerle ilişkisi ve benzer örneklerle karşılaştırılması gerekir.
Kayı boyunun günümüzdeki izlerini araştırmak isteyenler için aşağıdaki yöntemler özellikle yararlıdır:
1. Tarihî kaynak taraması: Osmanlı tahrir defterleri, vakıf kayıtları, kronikler ve yerleşim belgeleri incelenebilir.
2. Yer adı araştırması: Kayı adını taşıyan köylerin eski adları, idari bağlılıkları ve tarihî kayıtlardaki ilk görünümleri karşılaştırılabilir.
3. Sözlü tarih: Aile büyüklerinden alınan bilgiler kaydedilebilir; ancak anlatıların belge niteliği taşımadığı unutulmamalıdır.
4. Arkeolojik ve mimari karşılaştırma: Damga ve motifler, tarihî bağlamlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
5. Kaynak eleştirisi: Her iddianın hangi belgeye dayandığı, belgenin hangi dönemde üretildiği ve bağımsız kaynaklarla doğrulanıp doğrulanmadığı araştırılmalıdır.
Bu yöntemler, aile geçmişiyle tarih bilimi arasındaki ilişkiyi daha sağlıklı kurmaya yardımcı olur.
# 8. Kayı Boyu Araştırmalarında Veri, Toplum ve Farklı Bakış Açıları
Tarih araştırmaları yalnızca tarihleri, kişi adlarını ve yerleşim sayılarını sıralamaktan ibaret değildir. Bu verilerin insanlar için ne ifade ettiğini anlamak da önemlidir.
Veri odaklı bir yaklaşım, kaynakların güvenilirliğini, tarihlerin tutarlılığını, yerleşimlerin coğrafi dağılımını ve farklı belgeler arasındaki ilişkileri sorgular. Örneğin, bir kayıtta geçen köy sayısı ile başka bir dönemin nüfus kaydı arasındaki farkın göçten mi, idari değişiklikten mi, yoksa kayıt yönteminden mi kaynaklandığını araştırır.
Toplumsal ve kültürel bir yaklaşım ise ailelerin geçmişlerini neden belirli bir boya bağladığını, bu anlatıların yerel aidiyet üzerindeki etkisini ve tarihî mirasın kuşaklar arasında nasıl aktarıldığını anlamaya çalışır.
Bu iki yaklaşımı erkeklere veya kadınlara özgü düşünme biçimleri olarak sınıflandırmak bilimsel açıdan doğru olmaz. Erkekler de kadınlar da sayısal analiz, belge incelemesi, toplumsal tarih ve empati temelli araştırmalara katkıda bulunabilir. Araştırma kalitesini belirleyen unsur araştırmacının cinsiyeti değil, kullandığı yöntem, kanıtları değerlendirme biçimi ve sonuçlarını ne ölçüde denetlenebilir sunduğudur.
Kayı boyu araştırmalarında da en verimli yaklaşım, belge temelli analizle toplumsal hafızayı birbirine karşıt görmek yerine birlikte değerlendirmektir. Böylece bir topluluğun tarihî varlığını incelerken, onun günümüzdeki kültürel anlamını da daha iyi kavrayabiliriz.
# 9. Sonuç: Kayı Boyu Nerelerde Yaşadı?
Tarihî kaynakların ortaya koyduğu genel tabloya göre Kayı boyu, Orta Asya ve Türkistan tarihine ilişkin tartışmaların yanı sıra Anadolu’nun farklı bölgelerindeki yerleşimlerle de ilişkilidir. Anadolu’daki tarihî kayıtlar özellikle Kütahya, Çankırı, Konya, Kastamonu, Bolu, Isparta-Burdur çevresi, Amasya, Ankara ve Çorum gibi bölgelerde Kayı adının izlerini ortaya koymaktadır. XVI. yüzyıl kayıtlarında ise Denizli, Konya ve Menteşe çevresinde yaşayan Kayı toplulukları dikkat çekmektedir. TDV İslâm Ansiklopedisi
Söğüt ve Domaniç, Osmanlı kuruluş geleneği bakımından özel bir yere sahiptir. Bununla birlikte, Osmanlı hanedanının Kayı boyuyla ilişkisi konusunda tarihî geleneği ve kaynakların gösterdiği kanıtları birbirinden ayırmak gerekir. Türkistan’daki Kayı ve Kayığ adlarının kökenine ilişkin araştırmalar da konunun Orta Asya boy tarihiyle bağlantılı daha geniş bir çerçevede ele alınmasını sağlar. DergiPark+1
Bence bu konunun en önemli sonucu şu: Kayı boyunun tarihini anlamak, yalnızca bugün hangi şehirde Kayı adlı bir köy bulunduğunu öğrenmek değildir. Asıl mesele, göçlerin, yerleşimlerin, siyasi geleneklerin ve toplumsal hafızanın yüzyıllar boyunca nasıl değiştiğini anlayabilmektir.
Forum tartışması için birkaç soru:
- Sizce bir topluluğun tarihî kimliğini belirlemede yazılı belgeler mi, yer adları mı, yoksa kuşaktan kuşağa aktarılan aile anlatıları mı daha güçlü kanıt sunar?
- Günümüzde Kayı kökeninden geldiğini söyleyen ailelerin geçmişini araştırmak için hangi arşivlere ve belgelere öncelik verilmelidir?
- Osmanlı hanedanının Kayı boyuna bağlanması, tarihî bir soy bilgisinin yanında siyasi meşruiyet ve kültürel aidiyet açısından da değerlendirilmelidir mi?
- Yaşadığınız bölgede Kayı adıyla anılan bir köy, tarihî yapı veya aile geleneği biliyor musunuz? Bunu destekleyen eski belge ya da kayıtlar var mı?
Bu sorulara verilecek belgeli cevaplar, Kayı boyunun tarihini daha ayrıntılı anlamamıza katkı sağlayabilir.
# Kaynakça ve İleri Okuma
1. Sümer, Faruk. “Kayı.” TDV İslâm Ansiklopedisi, 2022. Çevrim içi madde.
2. Demirtaş, Faruk. “Osmanlı Devrinde Anadolu’da Kayıları.” Belleten, 12(47), 1948, s. 575-613. DergiPark üzerinden erişim.
3. Mokeev, Anarbek; Ceylan, Alpaslan; Belek, Kayrat; Abdimitalip Uulu, Nursultan. “Türkistan’daki Kayı Boyunun Kökeni Üzerine Yeni Bir Bakış.” Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 64, 2025. Araştırma makalesi.
4. Ogasawara, Hiroyuki. “The Legendary Origin of the Ottoman Dynasty: The Oguz Tradition.” Shigaku, 118(11), 2009, s. 1901-1935. Akademik makale.
5. Duran, Remzi; Baş, A. “Oğuzların Kayı Boyu Damgasının Anadolu Türk Mimari Süslemesinde Motif Olarak Kullanılması Üzerine.” Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 43, 2018, s. 523-535. Akademik makale.
# Kayı Boyu Nerelerde? Tarihî Göçler, Anadolu’daki Yerleşimler ve Günümüzdeki İzleri
Kayı boyunun nerelerde yaşadığını araştırırken insanın aklına yalnızca bir yerin adı gelmiyor; Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan göç yolları, yüzyıllar içinde değişen topluluk kimlikleri ve Osmanlı tarihinin nasıl şekillendiği gibi pek çok soru da ortaya çıkıyor. Özellikle bugün Türkiye’de Kayı adını taşıyan köyleri, yerleşimleri ve aile anlatılarını duyduğumuzda, bunların geçmişteki Kayı boyuyla ne ölçüde bağlantılı olduğunu merak ediyoruz. Bence bu konunun en ilgi çekici tarafı da tam burada: Tarihî anlatıları olduğu gibi kabul etmek yerine, onları belgelerle karşılaştırarak anlamaya çalışmak.
Gelin, Kayı boyunun tarihî coğrafyasını birlikte inceleyelim. Hangi bölgelerde yaşadıklarını, Anadolu’ya nasıl ulaştıklarını, Osmanlı hanedanıyla ilişkilerinin tarihçiler tarafından nasıl değerlendirildiğini ve günümüzde Kayı adının nerelerde karşımıza çıktığını bilimsel bir bakışla ele alalım. Bu araştırmada özellikle tarihî kayıtlar, hakemli akademik yayınlar ve yer adları üzerinden elde edilen bilgileri birbirinden ayırmak önemli.
# 1. Kayı Boyu Nedir ve Oğuzlar Arasındaki Yeri Neresidir?
Kayılar, Türk tarihinin önemli boy teşkilatlarından biri olan Oğuz toplulukları içinde anılır. Oğuzlar, Orta Asya’dan batıya uzanan geniş coğrafyada farklı siyasi birlikler kurmuş, zaman içinde çeşitli kollara ayrılmış ve Anadolu’nun tarihî oluşumunda önemli rol oynamıştır. Kayı boyu da özellikle Osmanlı hanedanının kökenine ilişkin gelenek nedeniyle diğer Oğuz boylarından daha fazla tanınmıştır.
TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Kayı” maddesi, bu boyun tarihini ve Osmanlı hanedanıyla ilişkilendirilmesini ele alan temel başvuru kaynaklarından biridir. Maddede Faruk Sümer’in Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri, Boy Teşkilâtı, Destanları adlı çalışması ve Faruk Demirtaş’ın 1948 tarihli araştırması gibi önemli eserler kaynak gösterilir. TDV İslâm Ansiklopedisi üzerinden erişilebilen bu bibliyografya, Kayı tarihinin tek bir belgeyle değil, farklı dönemlere ait kayıtların karşılaştırılmasıyla araştırılması gerektiğini gösterir. TDV İslâm Ansiklopedisi+1
Kayıların Oğuz boyları arasındaki yerini anlamak için iki kavramı birbirinden ayırmak gerekir:
- Boy kimliği: Bir topluluğun kendisini belirli bir soy, gelenek veya siyasi birlikle ilişkilendirmesi.
- Hanedan soyu: Bir hükümdar ailesinin kökenini belirli bir ataya ya da topluluğa bağlayan tarihî veya geleneksel anlatı.
Bu iki kavram birbiriyle ilişkili olsa da aynı şey değildir. Bir hükümdar ailesinin belirli bir boya mensup olduğunun anlatılması, o boyun bütün üyelerinin aynı bölgede yaşadığı veya günümüzde aynı soy çizgisini kesintisiz biçimde sürdürdüğü anlamına gelmez.
Kayı boyunun nerelerde yaşadığı sorusuna cevap ararken bu ayrım, araştırmanın temelini oluşturmalıdır.
# 2. Kayı Boyunun Orta Asya ve Türkistan’daki İzleri
Kayıların erken tarihine ilişkin araştırmalar, yalnızca Anadolu’ya gelişleriyle sınırlı değildir. Avrasya bozkırlarında ortaya çıkan siyasi birlikler, boy adları ve göç hareketleri, bu topluluğun geçmişini daha geniş bir coğrafyada değerlendirmeyi gerektirir.
Anarbek Mokeev, Alpaslan Ceylan, Kayrat Belek ve Nursultan Abdimitalip Uulu tarafından hazırlanan “Türkistan’daki Kayı Boyunun Kökeni Üzerine Yeni Bir Bakış” başlıklı araştırma, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi’nin 2025 yılında yayımlanan 64. sayısında yer almıştır. Çalışmada tarihî metinler karşılaştırılmakta; Orta Asya, Türkistan ve Avrasya bozkırları arasındaki hareketlilik, Kayı ve Kayığ adlarının tarihî kullanımları üzerinden tartışılmaktadır. DergiPark
Araştırmacılar, farklı dönemlerde kaydedilen topluluk adları arasında bağlantı kurulabileceğini savunurken tarihî göçlerin ve siyasi değişimlerin bu adların kullanımını etkilediğini belirtir. Çalışmada ayrıca Tanrı Dağları çevresindeki taş tasvirleri ve kaya kabartmaları üzerinden boy damgaları değerlendirilmektedir.
Bu bulgular, Kayı tarihinin yalnızca bugünkü Türkiye sınırları içinde araştırılamayacağını düşündürür. Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı vardır: Aynı veya benzer bir topluluk adının farklı kaynaklarda geçmesi, tek başına bu toplulukların kesintisiz biçimde aynı soydan geldiğini kanıtlamaz. Ad benzerliğinin yanı sıra dil, tarih, arkeoloji, coğrafya ve siyasi ilişkiler gibi unsurların da değerlendirilmesi gerekir.
Erken dönem kaynaklarında geçen adların günümüzdeki kimliklerle doğrudan eşleştirilmesi özellikle zordur. Çünkü göçebe topluluklar savaşlar, ittifaklar, siyasi parçalanmalar ve birleşmeler sonucunda yeni kimlikler kazanabiliyordu. Dolayısıyla Kayıların Orta Asya’daki tarihini incelerken kesin olarak belgelenen bilgilerle araştırmacıların önerdiği tarihî bağlantıları ayrı değerlendirmek gerekir.
# 3. Kayı Boyu Anadolu’da Nerelere Yerleşti?
Kayı boyunun Anadolu’daki tarihî izlerini araştıranlar için en önemli kaynaklardan biri, Faruk Sümer’in TDV İslâm Ansiklopedisi’nde yayımlanan Kayı maddesidir. Sümer’in aktardığı tarihî ve coğrafi kayıtlar, Kayıların Anadolu’da tek bir bölgede toplanmadığını, farklı yerleşim alanlarına dağıldığını ortaya koymaktadır.
Bu kaynakta, XII-XIV. yüzyıllarla ilişkilendirilen Kayı yer adlarının sayısının 94 olduğu belirtilir. Bunların bir kısmının bulunduğu sancak ve bölgeler şöyledir: TDV İslâm Ansiklopedisi
Kütahya’nın en kısa köy isimlerini biliyor musunuz? - | Kütahya Ekspres
Kütahya ve Batı Anadolu
Kaynakta Kütahya için yedi Kayı yer adı kaydedilir. Bölge, Orta ve Batı Anadolu’daki Türkmen yerleşimlerinin incelenmesi açısından önemlidir.
Korgun Alpsarı Köyü Resimleri
Çankırı ve İç Anadolu’nun kuzeyi
Çankırı da yedi yer adıyla öne çıkar. Bu kayıtlar, boy adlarının Anadolu’nun iç kesimlerinde de yaygınlaştığını gösterir.
Karaman Kalaba Köyü - Karamandan.com
Konya ve Karaman çevresi
Konya sancağında altı Kayı yer adı tespit edilmiştir. XVI. yüzyılda Konya bölgesinde yaşayan Kayı topluluğunun Karaman ile Ereğli arasındaki Bayburt kazasında bulunduğu da aktarılır.
Türkiye'de En İyi Doğa Tatili Nerelerde Yapılır? | Omag
Kastamonu ve Bolu
Her iki bölgede de altışar Kayı yer adı kaydedilmiştir. Bu durum, Kayı adıyla ilişkilendirilen yerleşimlerin yalnızca güney veya batı Anadolu ile sınırlı olmadığını gösterir.
Aerial view of lake Burdur in the Isparta region with farmland in the foreground. Agriculture and natural resources in Turkey
Isparta ve Burdur çevresi
Tarihî kaynakta Hamîd-ili olarak anılan bölgede altı Kayı yer adı belirtilir. Ayrıca Eğirdir kazasında Kayı adıyla anılan bir topluluk bulunduğu aktarılır.
Kaynakta Amasya, Ankara ve Çorum sancakları için de dörder Kayı yer adı belirtilmektedir. Dolayısıyla Anadolu’daki tarihî dağılım, İç Anadolu’dan Batı Anadolu’ya ve kuzeydeki bölgelere uzanan geniş bir alanı kapsamaktadır. TDV İslâm Ansiklopedisi+1
Burada önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum: Bir yerde Kayı adını taşıyan köy bulunması, o köyde yaşayan herkesin bugün de doğrudan Kayı boyundan geldiğini kanıtlamaz. Yer adları, tarihî iskân politikaları, göçler, idari değişiklikler ve zamanla oluşan kültürel hafıza gibi etkenlerle varlığını sürdürebilir.
Bu nedenle söz konusu yerleri, günümüzde yaşayan bütün Kayı soylarının kesin adresleri olarak değil, Kayı adıyla bağlantılı tarihî yerleşimlerin izleri olarak değerlendirmek daha doğrudur.
# 4. Denizli ve Muğla Çevresinde Kayı Toplulukları
Kayı boyunun tarihî dağılımında özellikle dikkat çeken alanlardan biri, Denizli ve Muğla çevresidir.
Faruk Sümer’in araştırmasına göre XVI. yüzyılda Denizli’nin kuzeyinde, Kaş Yenicesi, Aydos ve Şeyhli kazalarında önemli bir Kayı topluluğu bulunuyordu. Bu topluluk, Kanûnî Sultan Süleyman döneminde 35 köyde yaşamaktaydı. Sümer’in aktardığı kayıtlarda, söz konusu köylerin hiçbirinin Kayı adını taşımadığı belirtilir.
Bu ayrıntı, tarih araştırmalarında sıklıkla gözden kaçan önemli bir noktayı ortaya koymaktadır: Bir boyun yerleşim alanını belirlemek için yalnızca o boyun adını taşıyan köylere bakmak yeterli değildir.
Aynı araştırmada, Denizli Kayılarının bir uzantısı olduğu değerlendirilen Menteşe Kayılarının Köyceğiz ile Ayasuluk, yani bugünkü Selçuk çevresi arasında yaşadığı aktarılır. XVI. yüzyılda bu toplulukların obalara ayrıldığı ve vergi kayıtlarında önemli bir nüfusa sahip olduğu belirtilmektedir. TDV İslâm Ansiklopedisi
Bu veriler, Kayı topluluklarının yalnızca bir köyde yaşayan sabit bir nüfus olarak düşünülmemesi gerektiğini gösterir. Bazı gruplar belirli köylere yerleşirken bazıları daha geniş bir sahada yaşamış, farklı yerleşim birimleri arasında hareket etmiş veya zamanla başka adlarla anılmış olabilir.
Peki, bu tarihî kayıtlar günümüzde Denizli veya Muğla’da yaşayan ve ailesinin Kayı boyundan geldiğini söyleyen kişilerin iddialarını doğrular mı?
Tek başına doğrulamaz. Ancak aile anlatılarını araştırmak için güçlü bir başlangıç noktası sunar. Aile şecereleri, eski tapu kayıtları, nüfus defterleri, vakıf belgeleri ve yerel arşivler birlikte incelendiğinde daha sağlam sonuçlara ulaşılabilir.
# 5. Kayı Boyunun Söğüt ve Domaniç ile İlişkisi
Kayı boyu denildiğinde pek çok kişinin aklına doğrudan Söğüt, Domaniç ve Ertuğrul Gazi gelir. Bunun temel nedeni, Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna ilişkin geleneksel anlatılarda bu coğrafyanın özel bir yere sahip olmasıdır.
Ertuğrul Gazi Türbesi geçen yıl yaklaşık 3 milyon ziyaretçiyi ağırladı
Domaniç Dağları'ndaki kıvrımlı yollar sonbaharın renkleriyle buluştu | TRT Haber Foto Galeri
Osmanlı’nın Kuruluş Dönemindeki Söğüt’ten Domaniç’e Göç Yolları ile Bursa-Kütahya Şehirleri Arasındaki Ana Yolların Güzergahı ve Bugün İçin Önemi – Recep Aydoğdu
9
Geleneksel anlatıda Ertuğrul Gazi’nin idaresindeki topluluğun Söğüt ve Domaniç çevresine yerleştiği, Osman Bey’in de bu siyasi ve toplumsal ortamda güç kazandığı kabul edilir. Ancak Osmanlı kuruluş dönemi kaynakları sınırlı olduğundan, bu sürecin bütün ayrıntılarını kesin biçimde yeniden kurmak mümkün değildir.
Japon tarihçi Hiroyuki Ogasawara’nın 2009 yılında yayımlanan The Legendary Origin of the Ottoman Dynasty: The Oguz Tradition başlıklı makalesi, Osmanlı hanedanının Oğuz geleneğiyle ilişkilendirilmesini inceler. Araştırma, Osmanlı tarihçilerinin hanedanın kökenini açıklarken farklı soy anlatılarından yararlandığını ve Kayı bağlantısının zaman içinde belirginleştiğini ortaya koyar. J-STAGE+1
Bu bulgu, Söğüt ve Domaniç’in tarihî önemini ortadan kaldırmaz. Aksine, bölgenin hem Osmanlı kuruluş tarihi hem de daha sonraki dönemlerde oluşan tarihî hafıza bakımından incelenmesi gerektiğini gösterir.
Ancak iki iddiayı birbirinden ayırmalıyız:
- Osmanlı siyasi oluşumunun Söğüt ve çevresinde gelişmesi, tarihî bir coğrafya meselesidir.
- Osmanlı hanedanının kesin olarak Kayı boyuna mensup olması ise kaynakların eleştirel değerlendirilmesini gerektiren bir soy ve tarih yazımı meselesidir.
Bu iki konuyu birbirine karıştırmak, tarihî gerçeklerle sonradan şekillenen gelenekleri aynı kanıt düzeyinde değerlendirmemize yol açabilir.
# 6. Osmanlı Hanedanı Gerçekten Kayı Boyundan mı Geliyordu?
Kayı boyu hakkındaki tartışmaların merkezinde yer alan sorulardan biri budur.
TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Faruk Sümer tarafından kaleme alınan maddesinde, Osmanlı hanedanının Kayı boyuna bağlanmasının özellikle II. Murad dönemi tarihçiliğiyle ilişkilendirildiği belirtilir. Yazıcızâde Ali’nin bu bağlantıyı kuran isimlerden biri olduğu düşünülmektedir. Daha sonraki Osmanlı tarihçileri de bu anlatıyı benimsemiştir.
Sümer, Osmanlı hanedanının Kayı boyuna mensup olmasının mümkün olduğunu belirtmekle birlikte bu bağlantının tarihî kaynaklardaki gelişimini de açıklar. Özellikle Kayı boyunun Oğuz geleneği içinde saygın bir konuma sahip olması, hanedanın kendisini bu boya bağlamasını anlamlandırmak açısından önemlidir. TDV İslâm Ansiklopedisi
Ogasawara’nın araştırması da benzer bir noktaya odaklanır: Osmanlıların köken anlatısı, başından itibaren değişmeden kalan tek bir gelenek değildir. Makalede Kayı kökeni anlatısının XV. yüzyılda mevcut olan alternatif köken anlatıları arasından zamanla öne çıktığı, XVI. yüzyıl Osmanlı tarih yazımında ise yerleşik bir anlatı hâline geldiği değerlendirilir. J-STAGE
Bilimsel açıdan burada yapılması gereken, Kayı bağlantısını kesin biçimde reddetmek veya tartışmasız bir gerçek olarak sunmak değildir. Eldeki kanıtların neyi gösterdiğini, hangi noktaların belirsiz kaldığını ve tarihçilerin hangi yöntemlerle sonuca ulaştığını incelemektir.
Bir tarihî iddianın yüzyıllar boyunca tekrarlanması, onu otomatik olarak yanlış yapmadığı gibi, tek başına kesin biçimde kanıtlamaz da. Bunun için kaynakların tarihi, yazılış amacı, birbirleriyle ilişkisi ve dönemin siyasi koşulları dikkate alınmalıdır.
# 7. Kayı Boyunun Günümüzdeki İzleri Nasıl Araştırılmalı?
Günümüzde Kayı adı Türkiye’de yer adlarında, kültürel etkinliklerde, aile anlatılarında ve tarihî sembollerde karşımıza çıkabilir. Fakat bunların her biri farklı türde kanıt sunar.
Örneğin bir köyün Kayı adını taşıması, tarihî yerleşim açısından incelenebilir bir veridir. Bir ailede kuşaktan kuşağa aktarılan Kayı kökeni anlatısı, sözlü tarih araştırması için değerlidir. Bir mimari eserde Kayı damgasına benzeyen işaret bulunması ise sanat tarihi ve arkeoloji yöntemleriyle değerlendirilmelidir.
Remzi Duran’ın 2018 yılında Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi’nde yayımlanan, Oğuzların Kayı boyu damgasının Anadolu Türk mimarisinde motif olarak kullanımını inceleyen çalışması, bu açıdan dikkate değerdir. Araştırma, boy damgalarının yalnızca kimlik işareti olarak değil, mimari süsleme geleneğinin bir parçası olarak da ele alınabileceğini göstermektedir. DergiPark+1
Bununla birlikte, benzer görünen her işareti doğrudan Kayı damgası olarak tanımlamak doğru değildir. Motifin bulunduğu yapının tarihi, yapım tekniği, diğer süslemelerle ilişkisi ve benzer örneklerle karşılaştırılması gerekir.
Kayı boyunun günümüzdeki izlerini araştırmak isteyenler için aşağıdaki yöntemler özellikle yararlıdır:
1. Tarihî kaynak taraması: Osmanlı tahrir defterleri, vakıf kayıtları, kronikler ve yerleşim belgeleri incelenebilir.
2. Yer adı araştırması: Kayı adını taşıyan köylerin eski adları, idari bağlılıkları ve tarihî kayıtlardaki ilk görünümleri karşılaştırılabilir.
3. Sözlü tarih: Aile büyüklerinden alınan bilgiler kaydedilebilir; ancak anlatıların belge niteliği taşımadığı unutulmamalıdır.
4. Arkeolojik ve mimari karşılaştırma: Damga ve motifler, tarihî bağlamlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
5. Kaynak eleştirisi: Her iddianın hangi belgeye dayandığı, belgenin hangi dönemde üretildiği ve bağımsız kaynaklarla doğrulanıp doğrulanmadığı araştırılmalıdır.
Bu yöntemler, aile geçmişiyle tarih bilimi arasındaki ilişkiyi daha sağlıklı kurmaya yardımcı olur.
# 8. Kayı Boyu Araştırmalarında Veri, Toplum ve Farklı Bakış Açıları
Tarih araştırmaları yalnızca tarihleri, kişi adlarını ve yerleşim sayılarını sıralamaktan ibaret değildir. Bu verilerin insanlar için ne ifade ettiğini anlamak da önemlidir.
Veri odaklı bir yaklaşım, kaynakların güvenilirliğini, tarihlerin tutarlılığını, yerleşimlerin coğrafi dağılımını ve farklı belgeler arasındaki ilişkileri sorgular. Örneğin, bir kayıtta geçen köy sayısı ile başka bir dönemin nüfus kaydı arasındaki farkın göçten mi, idari değişiklikten mi, yoksa kayıt yönteminden mi kaynaklandığını araştırır.
Toplumsal ve kültürel bir yaklaşım ise ailelerin geçmişlerini neden belirli bir boya bağladığını, bu anlatıların yerel aidiyet üzerindeki etkisini ve tarihî mirasın kuşaklar arasında nasıl aktarıldığını anlamaya çalışır.
Bu iki yaklaşımı erkeklere veya kadınlara özgü düşünme biçimleri olarak sınıflandırmak bilimsel açıdan doğru olmaz. Erkekler de kadınlar da sayısal analiz, belge incelemesi, toplumsal tarih ve empati temelli araştırmalara katkıda bulunabilir. Araştırma kalitesini belirleyen unsur araştırmacının cinsiyeti değil, kullandığı yöntem, kanıtları değerlendirme biçimi ve sonuçlarını ne ölçüde denetlenebilir sunduğudur.
Kayı boyu araştırmalarında da en verimli yaklaşım, belge temelli analizle toplumsal hafızayı birbirine karşıt görmek yerine birlikte değerlendirmektir. Böylece bir topluluğun tarihî varlığını incelerken, onun günümüzdeki kültürel anlamını da daha iyi kavrayabiliriz.
# 9. Sonuç: Kayı Boyu Nerelerde Yaşadı?
Tarihî kaynakların ortaya koyduğu genel tabloya göre Kayı boyu, Orta Asya ve Türkistan tarihine ilişkin tartışmaların yanı sıra Anadolu’nun farklı bölgelerindeki yerleşimlerle de ilişkilidir. Anadolu’daki tarihî kayıtlar özellikle Kütahya, Çankırı, Konya, Kastamonu, Bolu, Isparta-Burdur çevresi, Amasya, Ankara ve Çorum gibi bölgelerde Kayı adının izlerini ortaya koymaktadır. XVI. yüzyıl kayıtlarında ise Denizli, Konya ve Menteşe çevresinde yaşayan Kayı toplulukları dikkat çekmektedir. TDV İslâm Ansiklopedisi
Söğüt ve Domaniç, Osmanlı kuruluş geleneği bakımından özel bir yere sahiptir. Bununla birlikte, Osmanlı hanedanının Kayı boyuyla ilişkisi konusunda tarihî geleneği ve kaynakların gösterdiği kanıtları birbirinden ayırmak gerekir. Türkistan’daki Kayı ve Kayığ adlarının kökenine ilişkin araştırmalar da konunun Orta Asya boy tarihiyle bağlantılı daha geniş bir çerçevede ele alınmasını sağlar. DergiPark+1
Bence bu konunun en önemli sonucu şu: Kayı boyunun tarihini anlamak, yalnızca bugün hangi şehirde Kayı adlı bir köy bulunduğunu öğrenmek değildir. Asıl mesele, göçlerin, yerleşimlerin, siyasi geleneklerin ve toplumsal hafızanın yüzyıllar boyunca nasıl değiştiğini anlayabilmektir.
Forum tartışması için birkaç soru:
- Sizce bir topluluğun tarihî kimliğini belirlemede yazılı belgeler mi, yer adları mı, yoksa kuşaktan kuşağa aktarılan aile anlatıları mı daha güçlü kanıt sunar?
- Günümüzde Kayı kökeninden geldiğini söyleyen ailelerin geçmişini araştırmak için hangi arşivlere ve belgelere öncelik verilmelidir?
- Osmanlı hanedanının Kayı boyuna bağlanması, tarihî bir soy bilgisinin yanında siyasi meşruiyet ve kültürel aidiyet açısından da değerlendirilmelidir mi?
- Yaşadığınız bölgede Kayı adıyla anılan bir köy, tarihî yapı veya aile geleneği biliyor musunuz? Bunu destekleyen eski belge ya da kayıtlar var mı?
Bu sorulara verilecek belgeli cevaplar, Kayı boyunun tarihini daha ayrıntılı anlamamıza katkı sağlayabilir.
# Kaynakça ve İleri Okuma
1. Sümer, Faruk. “Kayı.” TDV İslâm Ansiklopedisi, 2022. Çevrim içi madde.
2. Demirtaş, Faruk. “Osmanlı Devrinde Anadolu’da Kayıları.” Belleten, 12(47), 1948, s. 575-613. DergiPark üzerinden erişim.
3. Mokeev, Anarbek; Ceylan, Alpaslan; Belek, Kayrat; Abdimitalip Uulu, Nursultan. “Türkistan’daki Kayı Boyunun Kökeni Üzerine Yeni Bir Bakış.” Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 64, 2025. Araştırma makalesi.
4. Ogasawara, Hiroyuki. “The Legendary Origin of the Ottoman Dynasty: The Oguz Tradition.” Shigaku, 118(11), 2009, s. 1901-1935. Akademik makale.
5. Duran, Remzi; Baş, A. “Oğuzların Kayı Boyu Damgasının Anadolu Türk Mimari Süslemesinde Motif Olarak Kullanılması Üzerine.” Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 43, 2018, s. 523-535. Akademik makale.