Amerikan Borsasında Kaç Şirket Var? Sayının Arkasındaki Gerçek ve Verilerin Bilimsel Okuması
Amerikan Borsasında Kaç Şirket Var? Önce Sorunun Kendisine Bakalım
Amerikan borsasında kaç şirket olduğunu ilk kez araştırırken insanın aklına doğal olarak tek bir sayı geliyor: “5 bin mi, 6 bin mi, 10 bin mi?” Ben de bu soruya veri üzerinden yaklaşınca, asıl meselenin sayıdan çok “şirket” kelimesinin ne anlama geldiğini fark ettim. Çünkü New York Stock Exchange (NYSE), Nasdaq, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ve finansal veri tabanları aynı şeyi saymıyor. Bir kurum şirketleri, başka bir kurum menkul kıymetleri, bir diğeri ise raporlama yapan ihraççıları sayabiliyor.
Bu nedenle araştırmaya başlamanın en sağlıklı yolu, “Amerikan borsasında kaç şirket var?” sorusunu daha ölçülebilir sorulara bölmek. Kaç şirket ABD merkezli? Kaç yabancı şirket ABD borsalarında işlem görüyor? Nasdaq'ın açıkladığı toplamın ne kadarı gerçek şirket, ne kadarı borsa yatırım ürünü? NYSE ile Nasdaq'ın şirket sayıları toplanırken aynı şirketin iki kez sayılması mümkün mü?
SEC'in 2025 yılı verileri bu konuda önemli bir başlangıç noktası sunuyor. SEC, 2025 yılında 3.714 ABD merkezli borsada işlem gören şirket ve 1.020 yabancı merkezli borsada işlem gören şirket bildirmiştir. Bu iki kategorinin toplamı 4.734 exchange-listed şirket anlamına geliyor. Ancak bu rakam, ABD'deki bütün halka açık menkul kıymetleri veya bütün borsalarda işlem gören her finansal ürünü ifade etmiyor.
Dolayısıyla günlük kullanım açısından “Amerikan borsalarında yaklaşık kaç şirket var?” sorusuna yaklaşık 4.700 borsada listelenmiş şirket cevabı verilebilir; fakat daha geniş veya farklı tanımlar kullanıldığında rakam değişir. Bilimsel açıdan önemli olan da tam olarak budur: sayı kadar, sayının nasıl üretildiği.
Nasdaq ve NYSE Neden Farklı Rakamlar Veriyor?
Amerikan sermaye piyasasının iki dev merkezi olan Nasdaq ve New York Stock Exchange üzerinden konuya baktığımızda daha ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.
Nasdaq'ın SEC'ye sunduğu 2025 yıllık raporuna göre, 31 Aralık 2025 itibarıyla Nasdaq Stock Market'te 4.480 toplam listeleme bulunuyordu. Bunun 1.316'sı Global Select Market, 1.750'si Global Market ve 1.414'ü Capital Market kategorisindeydi. Fakat Nasdaq'ın verdiği 4.480 rakamının içinde 1.112 Exchange-Traded Product (ETP) bulunuyordu. Yani 4.480 sayısını doğrudan “4.480 şirket” şeklinde okumak metodolojik olarak hatalıdır.
Bu ayrım oldukça önemli. Bir borsada işlem gören her menkul kıymet bir şirket değildir. ETF gibi ETP'ler yatırımcının belirli bir endekse, varlık grubuna veya stratejiye erişmesini sağlayabilir; ancak bunları Apple, Microsoft veya başka bir halka açık şirketle aynı kategoriye koymak doğru olmaz.
NYSE ise kendi platformunda 2.000'den fazla halka açık şirketten oluşan bir topluluktan söz ediyor. Borsanın açıklamasına göre bu şirketlerin toplam piyasa değeri 31 Mart 2025 itibarıyla 40 trilyon doların üzerindeydi. NYSE ayrıca Fortune 500 şirketlerinin yaklaşık yüzde 74'ünün kendi platformunda listelendiğini belirtiyor.
Burada çok önemli bir başka problem ortaya çıkıyor: Nasdaq ve NYSE rakamlarını basitçe toplamak, ABD'deki şirket sayısını kesin biçimde vermez. Çünkü bazı şirketlerin birden fazla listelemesi, farklı menkul kıymetleri veya zaman içinde gerçekleşen borsa değişiklikleri olabilir. 2025 yılında Nasdaq'a NYSE ve NYSE American'dan 20 şirketin geçtiğini de Nasdaq'ın yıllık raporu gösteriyor.
Bu nedenle “NYSE'de 2.000+, Nasdaq'ta 4.480 var; demek ki 6.480 şirket var” şeklindeki hesap, bilimsel bir şirket sayımı değildir.
SEC Verileri Neden Daha Kullanışlı Bir Referans?
Araştırma yöntemini biraz daha teknik hale getirdiğimizde SEC verileri öne çıkıyor. SEC'in “Reporting Issuers” veri seti, şirketlerin ve diğer ihraççıların hangi kategorilerde raporlama yaptığını yıllık ve dönemsel olarak takip ediyor.
SEC'in 2025 verisinde toplam 7.750 reporting issuer bulunuyor. Bunun 3.714'ü ABD merkezli borsada listelenmiş şirket, 1.020'si yabancı merkezli borsada listelenmiş şirket, 387'si ADR, 198'i REIT, 1.494'ü OTC ve diğer kategoriler, 826'sı ise varlığa dayalı menkul kıymetler gibi başka kategorilerden oluşuyor.
Bu sınıflandırma bize çok değerli bir metodolojik ders veriyor: “Halka açık ihraççı”, “borsada listelenmiş şirket”, “hisse senedi”, “menkul kıymet” ve “yatırım ürünü” birbirinin eş anlamlısı değildir.
Bu yüzden farklı internet sitelerinde 5.000, 6.000 veya daha yüksek sayılar görmek tek başına bir çelişki anlamına gelmez. Büyük ihtimalle farklı veri evrenleri ölçülmektedir.
Örneğin Nasdaq'ın 4.480 listelemesinin içinde 1.112 ETP bulunması, tek başına “listeleme sayısı” ile “şirket sayısı” arasındaki farkı göstermeye yeterlidir.
Amerikan Borsasındaki Şirket Sayısı Neden Geçmişe Göre Azaldı?
Burada konu yalnızca bugünkü sayıyı bilmekten çıkıp sermaye piyasalarının yapısını anlamaya başlıyor.
Akademik literatürde ABD'deki halka açık şirket sayısındaki uzun dönemli düşüş oldukça iyi belgelenmiş durumda. The Decline in Stock Exchange Listed Firms başlıklı akademik çalışma, ABD'de borsada listelenen firma sayısının 1997 ile 2015 arasında yaklaşık yüzde 50 azaldığını belirtiyor. Çalışma, bu düşüşün yalnızca 2002 sonrası Sarbanes-Oxley düzenlemeleri gibi yakın dönem düzenleyici değişikliklerle açıklanamayacağını savunuyor ve işgücü maliyetleriyle listeleme dinamikleri arasında ampirik ilişki araştırıyor.
Bu sonuç bize önemli bir şey söylüyor: Amerikan sermaye piyasasının büyüklüğünü yalnızca borsaya giren şirketlerin sayısıyla ölçmek yeterli değil.
Bir şirketin halka arz edilmesi, başka bir şirketin satın alınması, birleşme gerçekleşmesi, şirketin özel hale dönmesi veya borsadan çıkarılması şirket sayısını değiştirebilir. Aynı zamanda halka açık şirketlerin piyasa değerleri çok farklı olabilir.
Örneğin 100 milyon dolarlık piyasa değerine sahip 20 şirket ile 2 trilyon dolarlık piyasa değerine sahip tek bir şirket aynı “şirket sayısı” birimine sahiptir; fakat ekonomideki finansal ağırlıkları kesinlikle aynı değildir.
Bu nedenle şirket sayısı piyasanın genişliğini, piyasa değeri ise büyük ölçüde ekonomik finansal ağırlığını anlatır.
Sadece Şirket Sayısına Bakmak Neden Yanıltıcı Olabilir?
Bir veri analisti olarak ilk bakacağım şeylerden biri dağılım olurdu. Ortalama piyasa değeri tek başına yeterli değildir; medyan, sektör dağılımı, şirket yaşı, halka açıklık oranı ve piyasa değerinin ilk yüzde 1'lik şirketlerde ne kadar yoğunlaştığı da önemlidir.
Amerikan borsalarında teknoloji, finans, sağlık, enerji, sanayi, tüketici ürünleri ve iletişim gibi çok farklı sektörler bulunmaktadır. Ancak şirket sayısının sektörler arasında eşit dağılmadığını biliyoruz.
Dahası, 2025'te Nasdaq'ta 281 IPO gerçekleşti; bunun 155'i faaliyet gösteren şirket IPO'su, 126'sı SPAC IPO'suydu. Aynı yıl Nasdaq'ta toplam yeni listeleme sayısı 784 olarak gerçekleşti. Bu toplamın içinde ETP ve diğer listelemeler de bulunuyordu.
Bu nedenle “2025'te 784 yeni şirket Amerikan borsasına girdi” demek de doğru olmaz.
Bilimsel analiz burada basit bir soruyu sürekli sormalıdır: Ölçtüğümüz değişken gerçekten ölçmek istediğimiz kavramı temsil ediyor mu?
Ekonometrik araştırmalarda buna ölçüm problemi denir. Yanlış tanımlanan değişken, doğru matematiksel işlem yapılsa bile yanlış sonuca götürebilir.
Kadınlar ve Erkekler Amerikan Borsasına Aynı Verilerle mi Bakıyor?
Finansal karar verme konusunda kadınlar ve erkekler arasında bazı ortalama farklılıklar bulunduğunu gösteren akademik araştırmalar vardır; ancak bu bulguları “erkekler analitiktir, kadınlar empatiktir” gibi kesin biyolojik veya psikolojik kategorilere dönüştürmek bilimsel açıdan doğru değildir.
Örneğin Croson ve Gneezy'nin Journal of Economic Literature dergisinde yayımlanan literatür incelemesi, ekonomik deneylerde cinsiyetler arasında risk tercihleri, sosyal tercihler ve rekabet tercihleri bakımından bazı sistematik farklılıkların bulunduğunu bildiriyor. Ancak aynı çalışma bu farklılıkların kaynaklarını ve bağlama bağlılığını ayrıca tartışıyor.
Finansal kararlar üzerine yapılan deneysel araştırmalar da benzer biçimde ortalama risk tercihi farklılıkları bulmuştur. Powell ve Ansic'in çalışmasında kadın katılımcıların bazı finansal deneylerde daha düşük risk alma eğilimi gösterdiği, ancak kullanılan stratejilerin performans açısından anlamlı bir dezavantaj yaratmadığı raporlanmıştır.
Daha da önemlisi, başka bir araştırma finansal kararlar üzerindeki cinsiyet farklarının sosyal beklentiler ve stereotiplerden etkilenebileceğini ortaya koyuyor. Psychological Science dergisinde yayımlanan çalışma, stereotip tehdidinin kadınların riskten kaçınma ve kayıptan kaçınma davranışlarını etkileyebildiğini; stereotip tehdidinin olmadığı koşullarda bazı cinsiyet farklılıklarının ortadan kalkabildiğini bildiriyor.
Bu nedenle Amerikan borsasına ilişkin veri analizinde erkek yatırımcıyı “rasyonel veri analisti”, kadın yatırımcıyı ise “duygusal ve sosyal yatırımcı” olarak tanımlamak bilimsel bir sonuç değil, basitleştirici bir stereotip olur.
Buna karşılık farklı bakış açılarını gerçekten araştırmak çok daha verimli olabilir. Örneğin bazı yatırımcılar şirketin bilançosuna, borç/özsermaye oranına ve serbest nakit akışına odaklanırken bazıları çalışan politikaları, müşteri güveni, yönetim kalitesi veya şirketin toplumsal etkileriyle daha fazla ilgilenebilir.
Üstelik bu ayrımlar cinsiyet sınırlarını aşar.
Bir erkek yatırımcı sürdürülebilirlik raporlarını ayrıntılı biçimde inceleyebilir; bir kadın yatırımcı son derece nicel bir faktör modeli kullanabilir. Dolayısıyla kişisel yatırım yaklaşımını cinsiyetten çok eğitim, deneyim, gelir, finansal okuryazarlık, risk toleransı, meslek ve yatırım hedefleri üzerinden incelemek çoğu durumda daha açıklayıcıdır.
Nitekim 2025'te American Economic Review dergisinde yayımlanan büyük ölçekli bir çalışma, 27.000 gerçek finansal danışman-müşteri görüşmesini inceleyerek kadın ve erkek müşterilere verilen finansal tavsiyelerde farklılıklar bulunduğunu gösterdi. Araştırmacılar bu farklılıkların finansal okuryazarlık, özgüven ve fiyat duyarlılığı gibi faktörlerle ve cinsiyetin finansal yeterlilik için bir vekil olarak kullanılabileceğine ilişkin bulgularla ilişkili olduğunu bildirdi.
Bu sonuç, “kadınlar finansı anlamıyor” şeklinde okunmamalı. Tam tersine, finansal sistemin bireylere nasıl farklı davrandığını araştırmamız gerektiğini gösteriyor.
Sosyal Etki ile Veri Analizi Birbirinin Karşıtı mı?
Bence tartışmanın en ilginç noktalarından biri burası.
Finansal analiz çoğu zaman rakamlardan oluşuyor gibi görünür: gelir, kâr marjı, borç, faiz, nakit akışı, F/K oranı, beta, volatilite ve piyasa değeri.
Fakat şirketlerin arkasında insanlar bulunuyor.
Bir şirketin çalışan bağlılığı, müşteri memnuniyeti, tedarik zinciri ilişkileri veya kurumsal itibarı gelecekteki finansal sonuçlarını etkileyebilir. Bu nedenle sosyal faktörleri dikkate almak “veriye karşı olmak” anlamına gelmez. Tam tersine, sosyal değişkenleri ölçülebilir hale getirmek veri analizinin kapsamını genişletebilir.
Benzer şekilde yalnızca sosyal etkiler üzerinden karar vermek de finansal sürdürülebilirliği görmezden gelme riskini taşır.
İdeal araştırma yaklaşımı, mümkün olduğunda iki alanı birlikte incelemektir: finansal performans ve sosyal/kurumsal göstergeler.
Bu konuda literatürün bize verdiği temel mesajlardan biri de insan davranışının tek bir değişkenle açıklanamayacağıdır. Para psikolojisi üzerine 2023 tarihli kapsamlı bir literatür taraması, finansal davranışlarda cinsiyet farklılıklarının bulunduğunu ancak konunun psikolojik, ekonomik ve sosyal mekanizmaların birlikte değerlendirilmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır.
Peki 2026'da Kaç Şirket Var Demek Daha Doğru?
Burada tarih özellikle önemlidir. SEC'in 2025 takvim yılı verisine göre 3.714 ABD merkezli exchange-listed şirket bulunuyor. Yabancı merkezli borsada listelenmiş şirketleri de dahil ettiğimizde sayı 4.734'e çıkıyor. SEC'in 2025'in ikinci çeyreğinden 2026'nın ilk çeyreğine kadar olan hareketli dört çeyrek döneminde ise ABD merkezli exchange-listed şirket sayısı 3.600, yabancı merkezli exchange-listed şirket sayısı 1.139 olarak verilmiş.
Bu nedenle bugün için tek bir “Amerikan borsasındaki şirket sayısı” söylemek yerine şu ifadeyi kullanmak daha bilimsel olur:
ABD merkezli borsada listelenmiş şirketlerin sayısı yaklaşık 3.600-3.700 bandındadır; yabancı şirketler de dahil edildiğinde SEC'in son dönem sınıflandırmasına göre yaklaşık 4.700 exchange-listed şirketlik bir evrenden söz edilebilir.
Bunun yanında Nasdaq'ın 4.480 listelemesi ve NYSE'nin 2.000'in üzerindeki şirket topluluğu, borsaların kendi listeleme metodolojilerini gösterir; bu rakamlar doğrudan toplanmamalıdır.
Sonuç: Asıl Cevap Bir Sayıdan Daha Fazlası
Amerikan borsasında kaç şirket olduğu sorusunun kısa cevabı yaklaşık 4.700 exchange-listed şirketlik bir evrendir; ancak “ABD merkezli şirketler” dendiğinde SEC'in 2025 verisindeki sayı 3.714'tür. 2025'in ikinci çeyreğinden 2026'nın ilk çeyreğine uzanan dönemde bu sayı 3.600 olarak raporlanmıştır.
Fakat daha önemli sonuç şu: Amerikan borsasının büyüklüğünü yalnızca şirket sayısıyla ölçmek doğru değildir.
Listeleme türü, şirketin merkezi, menkul kıymetin türü, ETP'lerin dahil edilip edilmediği, ADR'lerin nasıl sınıflandırıldığı ve aynı şirketin birden fazla piyasadaki varlığı sonucu değiştirebilir.
Bilimsel araştırmanın değeri de burada ortaya çıkıyor. Önce kavram tanımlanıyor, sonra veri kaynağı seçiliyor, ardından ölçüm yöntemi açıklanıyor ve son olarak sonuç yorumlanıyor.
Bu yaklaşım, yatırım dünyasında oldukça basit görünen soruların aslında ne kadar karmaşık olabileceğini gösteriyor.
Şimdi tartışmayı daha ilginç hale getiren birkaç soru var:
Sizce Amerikan borsasının büyüklüğünü ölçmek için şirket sayısı mı, toplam piyasa değeri mi daha anlamlı?
Nasdaq'taki ETP'leri şirket sayısına dahil etmek sizce veri analizini ne ölçüde değiştirir?
Kadın ve erkek yatırımcılar arasındaki farklılıkları biyolojik özelliklerden çok finansal eğitim, toplumsal normlar ve yatırım deneyimi üzerinden açıklamak daha mı sağlıklı?
Bir şirketin finansal performansını değerlendirirken çalışanlar, müşteriler ve toplum üzerindeki etkilerini sayısal finansal göstergeler kadar dikkate almak mümkün mü?
Bu soruların kesin cevapları tek bir borsa istatistiğinde bulunmuyor. Ancak SEC kayıtları, borsa raporları ve hakemli akademik çalışmalar birlikte incelendiğinde, Amerikan sermaye piyasasının yalnızca “binlerce şirketten oluşan dev bir liste” olmadığı; farklı türde ihraççıların, finansal ürünlerin, yatırımcı davranışlarının ve kurumsal yapıların birbirine bağlandığı karmaşık bir sistem olduğu daha net görülüyor.
Kaynakçayı görünür ve tutarlı hale getirMetodoloji bölümünü daha somutlaştır
Kaynakçayı görünür ve tutarlı hale getir
Metodoloji bölümünü daha somutlaştır
Tekrarlanan sonuçları kısaltıp güçlendir
Amerikan Borsasında Kaç Şirket Var? Önce Sorunun Kendisine Bakalım
Amerikan borsasında kaç şirket olduğunu ilk kez araştırırken insanın aklına doğal olarak tek bir sayı geliyor: “5 bin mi, 6 bin mi, 10 bin mi?” Ben de bu soruya veri üzerinden yaklaşınca, asıl meselenin sayıdan çok “şirket” kelimesinin ne anlama geldiğini fark ettim. Çünkü New York Stock Exchange (NYSE), Nasdaq, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ve finansal veri tabanları aynı şeyi saymıyor. Bir kurum şirketleri, başka bir kurum menkul kıymetleri, bir diğeri ise raporlama yapan ihraççıları sayabiliyor.
Bu nedenle araştırmaya başlamanın en sağlıklı yolu, “Amerikan borsasında kaç şirket var?” sorusunu daha ölçülebilir sorulara bölmek. Kaç şirket ABD merkezli? Kaç yabancı şirket ABD borsalarında işlem görüyor? Nasdaq'ın açıkladığı toplamın ne kadarı gerçek şirket, ne kadarı borsa yatırım ürünü? NYSE ile Nasdaq'ın şirket sayıları toplanırken aynı şirketin iki kez sayılması mümkün mü?
SEC'in 2025 yılı verileri bu konuda önemli bir başlangıç noktası sunuyor. SEC, 2025 yılında 3.714 ABD merkezli borsada işlem gören şirket ve 1.020 yabancı merkezli borsada işlem gören şirket bildirmiştir. Bu iki kategorinin toplamı 4.734 exchange-listed şirket anlamına geliyor. Ancak bu rakam, ABD'deki bütün halka açık menkul kıymetleri veya bütün borsalarda işlem gören her finansal ürünü ifade etmiyor.
Dolayısıyla günlük kullanım açısından “Amerikan borsalarında yaklaşık kaç şirket var?” sorusuna yaklaşık 4.700 borsada listelenmiş şirket cevabı verilebilir; fakat daha geniş veya farklı tanımlar kullanıldığında rakam değişir. Bilimsel açıdan önemli olan da tam olarak budur: sayı kadar, sayının nasıl üretildiği.
Nasdaq ve NYSE Neden Farklı Rakamlar Veriyor?
Amerikan sermaye piyasasının iki dev merkezi olan Nasdaq ve New York Stock Exchange üzerinden konuya baktığımızda daha ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.
Nasdaq'ın SEC'ye sunduğu 2025 yıllık raporuna göre, 31 Aralık 2025 itibarıyla Nasdaq Stock Market'te 4.480 toplam listeleme bulunuyordu. Bunun 1.316'sı Global Select Market, 1.750'si Global Market ve 1.414'ü Capital Market kategorisindeydi. Fakat Nasdaq'ın verdiği 4.480 rakamının içinde 1.112 Exchange-Traded Product (ETP) bulunuyordu. Yani 4.480 sayısını doğrudan “4.480 şirket” şeklinde okumak metodolojik olarak hatalıdır.
Bu ayrım oldukça önemli. Bir borsada işlem gören her menkul kıymet bir şirket değildir. ETF gibi ETP'ler yatırımcının belirli bir endekse, varlık grubuna veya stratejiye erişmesini sağlayabilir; ancak bunları Apple, Microsoft veya başka bir halka açık şirketle aynı kategoriye koymak doğru olmaz.
NYSE ise kendi platformunda 2.000'den fazla halka açık şirketten oluşan bir topluluktan söz ediyor. Borsanın açıklamasına göre bu şirketlerin toplam piyasa değeri 31 Mart 2025 itibarıyla 40 trilyon doların üzerindeydi. NYSE ayrıca Fortune 500 şirketlerinin yaklaşık yüzde 74'ünün kendi platformunda listelendiğini belirtiyor.
Burada çok önemli bir başka problem ortaya çıkıyor: Nasdaq ve NYSE rakamlarını basitçe toplamak, ABD'deki şirket sayısını kesin biçimde vermez. Çünkü bazı şirketlerin birden fazla listelemesi, farklı menkul kıymetleri veya zaman içinde gerçekleşen borsa değişiklikleri olabilir. 2025 yılında Nasdaq'a NYSE ve NYSE American'dan 20 şirketin geçtiğini de Nasdaq'ın yıllık raporu gösteriyor.
Bu nedenle “NYSE'de 2.000+, Nasdaq'ta 4.480 var; demek ki 6.480 şirket var” şeklindeki hesap, bilimsel bir şirket sayımı değildir.
SEC Verileri Neden Daha Kullanışlı Bir Referans?
Araştırma yöntemini biraz daha teknik hale getirdiğimizde SEC verileri öne çıkıyor. SEC'in “Reporting Issuers” veri seti, şirketlerin ve diğer ihraççıların hangi kategorilerde raporlama yaptığını yıllık ve dönemsel olarak takip ediyor.
SEC'in 2025 verisinde toplam 7.750 reporting issuer bulunuyor. Bunun 3.714'ü ABD merkezli borsada listelenmiş şirket, 1.020'si yabancı merkezli borsada listelenmiş şirket, 387'si ADR, 198'i REIT, 1.494'ü OTC ve diğer kategoriler, 826'sı ise varlığa dayalı menkul kıymetler gibi başka kategorilerden oluşuyor.
Bu sınıflandırma bize çok değerli bir metodolojik ders veriyor: “Halka açık ihraççı”, “borsada listelenmiş şirket”, “hisse senedi”, “menkul kıymet” ve “yatırım ürünü” birbirinin eş anlamlısı değildir.
Bu yüzden farklı internet sitelerinde 5.000, 6.000 veya daha yüksek sayılar görmek tek başına bir çelişki anlamına gelmez. Büyük ihtimalle farklı veri evrenleri ölçülmektedir.
Örneğin Nasdaq'ın 4.480 listelemesinin içinde 1.112 ETP bulunması, tek başına “listeleme sayısı” ile “şirket sayısı” arasındaki farkı göstermeye yeterlidir.
Amerikan Borsasındaki Şirket Sayısı Neden Geçmişe Göre Azaldı?
Burada konu yalnızca bugünkü sayıyı bilmekten çıkıp sermaye piyasalarının yapısını anlamaya başlıyor.
Akademik literatürde ABD'deki halka açık şirket sayısındaki uzun dönemli düşüş oldukça iyi belgelenmiş durumda. The Decline in Stock Exchange Listed Firms başlıklı akademik çalışma, ABD'de borsada listelenen firma sayısının 1997 ile 2015 arasında yaklaşık yüzde 50 azaldığını belirtiyor. Çalışma, bu düşüşün yalnızca 2002 sonrası Sarbanes-Oxley düzenlemeleri gibi yakın dönem düzenleyici değişikliklerle açıklanamayacağını savunuyor ve işgücü maliyetleriyle listeleme dinamikleri arasında ampirik ilişki araştırıyor.
Bu sonuç bize önemli bir şey söylüyor: Amerikan sermaye piyasasının büyüklüğünü yalnızca borsaya giren şirketlerin sayısıyla ölçmek yeterli değil.
Bir şirketin halka arz edilmesi, başka bir şirketin satın alınması, birleşme gerçekleşmesi, şirketin özel hale dönmesi veya borsadan çıkarılması şirket sayısını değiştirebilir. Aynı zamanda halka açık şirketlerin piyasa değerleri çok farklı olabilir.
Örneğin 100 milyon dolarlık piyasa değerine sahip 20 şirket ile 2 trilyon dolarlık piyasa değerine sahip tek bir şirket aynı “şirket sayısı” birimine sahiptir; fakat ekonomideki finansal ağırlıkları kesinlikle aynı değildir.
Bu nedenle şirket sayısı piyasanın genişliğini, piyasa değeri ise büyük ölçüde ekonomik finansal ağırlığını anlatır.
Sadece Şirket Sayısına Bakmak Neden Yanıltıcı Olabilir?
Bir veri analisti olarak ilk bakacağım şeylerden biri dağılım olurdu. Ortalama piyasa değeri tek başına yeterli değildir; medyan, sektör dağılımı, şirket yaşı, halka açıklık oranı ve piyasa değerinin ilk yüzde 1'lik şirketlerde ne kadar yoğunlaştığı da önemlidir.
Amerikan borsalarında teknoloji, finans, sağlık, enerji, sanayi, tüketici ürünleri ve iletişim gibi çok farklı sektörler bulunmaktadır. Ancak şirket sayısının sektörler arasında eşit dağılmadığını biliyoruz.
Dahası, 2025'te Nasdaq'ta 281 IPO gerçekleşti; bunun 155'i faaliyet gösteren şirket IPO'su, 126'sı SPAC IPO'suydu. Aynı yıl Nasdaq'ta toplam yeni listeleme sayısı 784 olarak gerçekleşti. Bu toplamın içinde ETP ve diğer listelemeler de bulunuyordu.
Bu nedenle “2025'te 784 yeni şirket Amerikan borsasına girdi” demek de doğru olmaz.
Bilimsel analiz burada basit bir soruyu sürekli sormalıdır: Ölçtüğümüz değişken gerçekten ölçmek istediğimiz kavramı temsil ediyor mu?
Ekonometrik araştırmalarda buna ölçüm problemi denir. Yanlış tanımlanan değişken, doğru matematiksel işlem yapılsa bile yanlış sonuca götürebilir.
Kadınlar ve Erkekler Amerikan Borsasına Aynı Verilerle mi Bakıyor?
Finansal karar verme konusunda kadınlar ve erkekler arasında bazı ortalama farklılıklar bulunduğunu gösteren akademik araştırmalar vardır; ancak bu bulguları “erkekler analitiktir, kadınlar empatiktir” gibi kesin biyolojik veya psikolojik kategorilere dönüştürmek bilimsel açıdan doğru değildir.
Örneğin Croson ve Gneezy'nin Journal of Economic Literature dergisinde yayımlanan literatür incelemesi, ekonomik deneylerde cinsiyetler arasında risk tercihleri, sosyal tercihler ve rekabet tercihleri bakımından bazı sistematik farklılıkların bulunduğunu bildiriyor. Ancak aynı çalışma bu farklılıkların kaynaklarını ve bağlama bağlılığını ayrıca tartışıyor.
Finansal kararlar üzerine yapılan deneysel araştırmalar da benzer biçimde ortalama risk tercihi farklılıkları bulmuştur. Powell ve Ansic'in çalışmasında kadın katılımcıların bazı finansal deneylerde daha düşük risk alma eğilimi gösterdiği, ancak kullanılan stratejilerin performans açısından anlamlı bir dezavantaj yaratmadığı raporlanmıştır.
Daha da önemlisi, başka bir araştırma finansal kararlar üzerindeki cinsiyet farklarının sosyal beklentiler ve stereotiplerden etkilenebileceğini ortaya koyuyor. Psychological Science dergisinde yayımlanan çalışma, stereotip tehdidinin kadınların riskten kaçınma ve kayıptan kaçınma davranışlarını etkileyebildiğini; stereotip tehdidinin olmadığı koşullarda bazı cinsiyet farklılıklarının ortadan kalkabildiğini bildiriyor.
Bu nedenle Amerikan borsasına ilişkin veri analizinde erkek yatırımcıyı “rasyonel veri analisti”, kadın yatırımcıyı ise “duygusal ve sosyal yatırımcı” olarak tanımlamak bilimsel bir sonuç değil, basitleştirici bir stereotip olur.
Buna karşılık farklı bakış açılarını gerçekten araştırmak çok daha verimli olabilir. Örneğin bazı yatırımcılar şirketin bilançosuna, borç/özsermaye oranına ve serbest nakit akışına odaklanırken bazıları çalışan politikaları, müşteri güveni, yönetim kalitesi veya şirketin toplumsal etkileriyle daha fazla ilgilenebilir.
Üstelik bu ayrımlar cinsiyet sınırlarını aşar.
Bir erkek yatırımcı sürdürülebilirlik raporlarını ayrıntılı biçimde inceleyebilir; bir kadın yatırımcı son derece nicel bir faktör modeli kullanabilir. Dolayısıyla kişisel yatırım yaklaşımını cinsiyetten çok eğitim, deneyim, gelir, finansal okuryazarlık, risk toleransı, meslek ve yatırım hedefleri üzerinden incelemek çoğu durumda daha açıklayıcıdır.
Nitekim 2025'te American Economic Review dergisinde yayımlanan büyük ölçekli bir çalışma, 27.000 gerçek finansal danışman-müşteri görüşmesini inceleyerek kadın ve erkek müşterilere verilen finansal tavsiyelerde farklılıklar bulunduğunu gösterdi. Araştırmacılar bu farklılıkların finansal okuryazarlık, özgüven ve fiyat duyarlılığı gibi faktörlerle ve cinsiyetin finansal yeterlilik için bir vekil olarak kullanılabileceğine ilişkin bulgularla ilişkili olduğunu bildirdi.
Bu sonuç, “kadınlar finansı anlamıyor” şeklinde okunmamalı. Tam tersine, finansal sistemin bireylere nasıl farklı davrandığını araştırmamız gerektiğini gösteriyor.
Sosyal Etki ile Veri Analizi Birbirinin Karşıtı mı?
Bence tartışmanın en ilginç noktalarından biri burası.
Finansal analiz çoğu zaman rakamlardan oluşuyor gibi görünür: gelir, kâr marjı, borç, faiz, nakit akışı, F/K oranı, beta, volatilite ve piyasa değeri.
Fakat şirketlerin arkasında insanlar bulunuyor.
Bir şirketin çalışan bağlılığı, müşteri memnuniyeti, tedarik zinciri ilişkileri veya kurumsal itibarı gelecekteki finansal sonuçlarını etkileyebilir. Bu nedenle sosyal faktörleri dikkate almak “veriye karşı olmak” anlamına gelmez. Tam tersine, sosyal değişkenleri ölçülebilir hale getirmek veri analizinin kapsamını genişletebilir.
Benzer şekilde yalnızca sosyal etkiler üzerinden karar vermek de finansal sürdürülebilirliği görmezden gelme riskini taşır.
İdeal araştırma yaklaşımı, mümkün olduğunda iki alanı birlikte incelemektir: finansal performans ve sosyal/kurumsal göstergeler.
Bu konuda literatürün bize verdiği temel mesajlardan biri de insan davranışının tek bir değişkenle açıklanamayacağıdır. Para psikolojisi üzerine 2023 tarihli kapsamlı bir literatür taraması, finansal davranışlarda cinsiyet farklılıklarının bulunduğunu ancak konunun psikolojik, ekonomik ve sosyal mekanizmaların birlikte değerlendirilmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır.
Peki 2026'da Kaç Şirket Var Demek Daha Doğru?
Burada tarih özellikle önemlidir. SEC'in 2025 takvim yılı verisine göre 3.714 ABD merkezli exchange-listed şirket bulunuyor. Yabancı merkezli borsada listelenmiş şirketleri de dahil ettiğimizde sayı 4.734'e çıkıyor. SEC'in 2025'in ikinci çeyreğinden 2026'nın ilk çeyreğine kadar olan hareketli dört çeyrek döneminde ise ABD merkezli exchange-listed şirket sayısı 3.600, yabancı merkezli exchange-listed şirket sayısı 1.139 olarak verilmiş.
Bu nedenle bugün için tek bir “Amerikan borsasındaki şirket sayısı” söylemek yerine şu ifadeyi kullanmak daha bilimsel olur:
ABD merkezli borsada listelenmiş şirketlerin sayısı yaklaşık 3.600-3.700 bandındadır; yabancı şirketler de dahil edildiğinde SEC'in son dönem sınıflandırmasına göre yaklaşık 4.700 exchange-listed şirketlik bir evrenden söz edilebilir.
Bunun yanında Nasdaq'ın 4.480 listelemesi ve NYSE'nin 2.000'in üzerindeki şirket topluluğu, borsaların kendi listeleme metodolojilerini gösterir; bu rakamlar doğrudan toplanmamalıdır.
Sonuç: Asıl Cevap Bir Sayıdan Daha Fazlası
Amerikan borsasında kaç şirket olduğu sorusunun kısa cevabı yaklaşık 4.700 exchange-listed şirketlik bir evrendir; ancak “ABD merkezli şirketler” dendiğinde SEC'in 2025 verisindeki sayı 3.714'tür. 2025'in ikinci çeyreğinden 2026'nın ilk çeyreğine uzanan dönemde bu sayı 3.600 olarak raporlanmıştır.
Fakat daha önemli sonuç şu: Amerikan borsasının büyüklüğünü yalnızca şirket sayısıyla ölçmek doğru değildir.
Listeleme türü, şirketin merkezi, menkul kıymetin türü, ETP'lerin dahil edilip edilmediği, ADR'lerin nasıl sınıflandırıldığı ve aynı şirketin birden fazla piyasadaki varlığı sonucu değiştirebilir.
Bilimsel araştırmanın değeri de burada ortaya çıkıyor. Önce kavram tanımlanıyor, sonra veri kaynağı seçiliyor, ardından ölçüm yöntemi açıklanıyor ve son olarak sonuç yorumlanıyor.
Bu yaklaşım, yatırım dünyasında oldukça basit görünen soruların aslında ne kadar karmaşık olabileceğini gösteriyor.
Şimdi tartışmayı daha ilginç hale getiren birkaç soru var:
Sizce Amerikan borsasının büyüklüğünü ölçmek için şirket sayısı mı, toplam piyasa değeri mi daha anlamlı?
Nasdaq'taki ETP'leri şirket sayısına dahil etmek sizce veri analizini ne ölçüde değiştirir?
Kadın ve erkek yatırımcılar arasındaki farklılıkları biyolojik özelliklerden çok finansal eğitim, toplumsal normlar ve yatırım deneyimi üzerinden açıklamak daha mı sağlıklı?
Bir şirketin finansal performansını değerlendirirken çalışanlar, müşteriler ve toplum üzerindeki etkilerini sayısal finansal göstergeler kadar dikkate almak mümkün mü?
Bu soruların kesin cevapları tek bir borsa istatistiğinde bulunmuyor. Ancak SEC kayıtları, borsa raporları ve hakemli akademik çalışmalar birlikte incelendiğinde, Amerikan sermaye piyasasının yalnızca “binlerce şirketten oluşan dev bir liste” olmadığı; farklı türde ihraççıların, finansal ürünlerin, yatırımcı davranışlarının ve kurumsal yapıların birbirine bağlandığı karmaşık bir sistem olduğu daha net görülüyor.
Kaynakçayı görünür ve tutarlı hale getirMetodoloji bölümünü daha somutlaştır
Kaynakçayı görünür ve tutarlı hale getir
Metodoloji bölümünü daha somutlaştır
Tekrarlanan sonuçları kısaltıp güçlendir