Ela
New member
[color=]“46’lı mısın?” Nereden Çıktı Bu Soru?[/color]
İnsanın günlük hayatta duyabileceği en garip sorulardan biriyle başlayalım: “46’lı mısın?” İlk duyulduğunda insanın aklına plaka kodları, doğum yılları, gizli cemiyetler ve hatta bir yerlerde unutulmuş bir çekiliş kuponu gelebiliyor. “46’lı” ne? 1946 doğumlu musun? Malatyalı mısın? Bir grubun üyesi misin? Yoksa arkadaş ortamında herkesin bildiği ama sizin henüz haberdar olmadığınız gizli bir sözlük maddesi mi var?
Aslında “46’lı” ifadesi, Türkçede özellikle argo ve gündelik konuşma bağlamında, “deli, kaçık, akıl sağlığı yerinde olmayan kişi” anlamında kullanılabilen eski bir deyimsel argo ifadedir. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Sözcüğün kullanım biçimi bölgeye, döneme, arkadaş grubuna ve konuşmanın tonuna göre değişebilir. Günümüzde çoğu zaman ciddi bir psikiyatrik tanıdan ziyade, “Sen biraz farklısın”, “Bu yaptığın normal değil”, “Ne biçim fikir bu?” gibi şakacı veya küçümseyici bir ima taşıyabilir.
Yani biri size “46’lı mısın?” dediğinde hemen nüfus müdürlüğüne koşmanıza gerek yok. Büyük ihtimalle doğum tarihinizi sormuyordur.
[color=]46 Sayısı Neden “Deli” ile Yan Yana Gelmiş?[/color]
İşin en merak uyandıran kısmı burası. “46’lı” ifadesinin kökeni genellikle Türk Ceza Kanunu’nun eski 46. maddesine bağlanır. Eski ceza hukuku terminolojisinde akıl hastalığı ve ceza sorumluluğuyla ilgili hükümler 46. madde kapsamında ele alınmıştı. Bu nedenle zaman içerisinde “46’dan işlem görmek”, “46’lık” veya “46’lı” gibi ifadeler halk arasında akıl hastalığıyla ilişkilendirilen argo kullanımlara dönüşmüştür.
Burada tarihsel bir ayrım yapmak önemli. Eski kanunlardaki hukuki kavramlarla günümüzde kullanılan psikiyatri terminolojisi aynı şey değildir. Bugün bir insanın ruhsal durumunu değerlendirirken “46’lı” gibi argo bir ifade kullanılmaz. Psikiyatrik değerlendirme; belirtiler, işlevsellik, klinik görüşme ve gerektiğinde farklı değerlendirme araçları üzerinden yapılır.
Dolayısıyla “46’lı” sözcüğünün tarihsel bir argo kökü bulunması, günümüzde bir kişiye bu ifadeyi kullanmanın bilimsel veya tıbbi bir anlam taşıdığı anlamına gelmez.
Hatta biraz düşününce komik bir durum çıkıyor ortaya: Bir zamanlar hukuki bir maddeden türeyen ifade, yıllar sonra arkadaş grubunda “Abi sen ne yaptın?” cümlesinin kısaltılmış versiyonuna dönüşmüş.
[color=]“46’lı Mısın?” Her Zaman Hakaret mi?[/color]
Hayır. Sözcüğün anlamını belirleyen şeylerden biri bağlamdır.
İki arkadaş düşünün.
Birinci arkadaş, gece saat üçte “Bence yarın işe gitmek yerine Karadeniz’e yürüyerek gidelim” diyor.
Diğeri cevap veriyor:
“Sen 46’lı mısın kardeşim?”
Buradaki kullanım büyük ihtimalle şakalaşmadır.
Ama aynı ifade, bir insanın ruhsal durumunu küçümsemek amacıyla kullanıldığında kırıcı ve damgalayıcı olabilir.
Forum kültüründe de bu ayrım sık görülüyor. Bir kelime bazen arkadaşlar arasında kahkaha yaratırken, başka bir ortamda karşıdaki kişiyi küçük düşürebilir. İnternette ise beden dili ve ses tonu olmadığı için bu ayrım daha da zorlaşır.
“Şaka yaptım” cümlesi de bazen mizahın emniyet kemeri sanılıyor. Oysa şakanın komik olup olmadığı yalnızca söyleyen kişinin niyetiyle belirlenmiyor.
Asıl soru şu:
Karşıdaki kişi de gülüyor mu, yoksa sadece siz mi eğleniyorsunuz?
[color=]Erkekler, Kadınlar ve “Bu İnsan Normal mi?” Meselesi[/color]
Bu ifadeyi ilişkiler açısından ele aldığımızda ilginç bir başka konu ortaya çıkıyor. İnsanların farklı davranışlara verdikleri tepkiler, yalnızca cinsiyet üzerinden açıklanamaz. Yine de günlük hayatta bazı iletişim eğilimleri üzerine yapılan gözlemler bize eğlenceli örnekler sunabilir.
Örneğin bir erkek arkadaş grubunda birinin garip bir davranışı olduğunda tepki bazen oldukça çözüm odaklı olabilir:
“Tamam, sorun ne? Şunu şöyle yapalım, düzelir.”
Ardından beş dakikalık bir strateji toplantısı yapılır. Beyaz tahta yoksa peçete kullanılır. Peçete yoksa telefonun notlar uygulaması devreye girer.
Başka bir kişi ise aynı durumda önce şunu sorabilir:
“Sen neden böyle hissediyorsun?”
Bu yaklaşım daha empatik ve ilişki odaklı olabilir.
Ama buradan “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” sonucu çıkarmak fazlasıyla kolaycı olur. Çünkü gerçek hayatta çözüm odaklı kadınlar da vardır, son derece empatik erkekler de. Hatta aynı insan pazartesi günü Excel tablosuyla hayat kurtarıp cuma günü arkadaşına üç saat boyunca “anlat, seni dinliyorum” diyebilir.
İnsan davranışı cinsiyetten çok kişilik, kültür, yetişme biçimi, deneyimler ve içinde bulunulan ilişkiyle şekillenebilir.
Dolayısıyla “46’lı mısın?” sorusunu anlamanın en iyi yolu kişinin kadın veya erkek olmasına bakmak değil, ne söylediğine, neden söylediğine ve içinde bulunduğu bağlama bakmaktır.
[color=]Biraz Farklı Olmak Gerçekten “46’lı” Olmak mı?[/color]
Burada işin düşündürücü tarafına geliyoruz.
Toplum olarak farklı davranan insanlara etiket yapıştırmayı oldukça seviyoruz. Çok konuşana ayrı etiket, az konuşana ayrı etiket, gece çalışana ayrı etiket, yalnız kalmayı sevene ayrı etiket...
Birisi arkadaş toplantısında sessiz durur:
“Bu niye konuşmuyor?”
Bir başkası sürekli konuşur:
“Bunun ağzı hiç durmuyor.”
Biri spontane karar verir:
“Bu 46’lı galiba.”
Biri her şeyi planlar:
“Bu da fazla ciddi.”
Yani bazen mesele kişinin davranışı değil, bizim alıştığımız davranış kalıbının dışında olmasıdır.
Örneğin seyahat planını altı ay önceden yapan insan ile “Hadi yarın bilet alıp gidelim” diyen insanın ikisi de gayet sıradan olabilir. Birinin stratejik planlamayı sevmesi, diğerinin maceraya açık olması otomatik olarak psikolojik bir sorun göstermez.
Hatta ilişkilerde bu farklılıklar bazen avantaj bile olabilir.
Bir taraf:
“Önce bütçeyi çıkaralım.”
Diğer taraf:
“Tamam ama biraz da spontane yaşayalım.”
İlk kişi hesap makinesini açar, ikinci kişi valizi açar.
İyi iletişim varsa ikisi de tatile çıkar.
[color=]“46’lı” Kelimesiyle Gerçek Psikiyatrik Durumları Karıştırmamak Gerekir[/color]
Bu noktada güvenilir bilgi açısından önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
“46’lı” tıbbi bir teşhis değildir. Bir kişiye bu ifadeyi kullanarak herhangi bir ruhsal hastalık tanısı koyamazsınız. Psikiyatrik hastalıklar yalnızca “garip davranıyor” gözlemiyle belirlenmez.
Ruh sağlığıyla ilgili değerlendirmeler uzmanlar tarafından kişinin belirtileri, bu belirtilerin süresi, yoğunluğu, günlük yaşam üzerindeki etkisi ve başka olası açıklamalar dikkate alınarak yapılır.
Bu nedenle bir arkadaşınızın gece yarısı size “Mars’a taşınacağım” demesiyle onun hakkında klinik bir sonuca varmak doğru olmaz. Belki şaka yapıyordur. Belki bilimkurgu hayranıdır. Belki de gerçekten farklı bir şey yaşıyordur.
Bağlam olmadan hüküm vermek, insan davranışını tek cümlelik bir etikete sıkıştırmaktır.
[color=]Forum Kültüründe 46’lı Kullanımı Neden Hâlâ İlgi Çekiyor?[/color]
Çünkü forumlar, dilin değişimini izlemek açısından müthiş yerlerdir.
Resmî dilde kullanılmayan birçok ifade forumlarda, mesajlaşmalarda ve arkadaş gruplarında yaşamaya devam eder. Bir kelime bazen sözlükteki anlamından kopar, yeni bir mizah katmanı kazanır.
“46’lı mısın?” da bunun güzel örneklerinden biridir.
Kimi kullanıcı bunu “Çok değişik bir fikir” anlamında kullanabilir. Kimi gerçekten “deli” anlamında söyleyebilir. Kimi ise yalnızca eski bir argo ifadeyi eğlenceli bulduğu için kullanabilir.
Üstelik internet kültüründe ifadeler daha da hızlı dönüşüyor. Dün ciddi görünen bir söz bugün meme olabilir. Dün hakaret olarak kullanılan bir ifade, belirli bir arkadaş grubunda kendi aralarında kullanılan ironik bir şakaya dönüşebilir.
Fakat ekranın diğer tarafındaki kişinin bu şakaya dahil olup olmadığını her zaman bilemeyiz.
İnternetin küçük ama önemli problemi de burada başlıyor.
Ses tonu yok. Yüz ifadesi yok. Kaş kaldırma yok.
“46’lı mısın
” ile “46’lı mısın?” arasında bazen koca bir iletişim okyanusu bulunuyor.
[color=]Birine “46’lı” Demeden Önce Kendimize Sorabileceğimiz Üç Soru[/color]
Birincisi:
Bu kelimeyi gerçekten şaka yapmak için mi kullanıyorum, yoksa karşımdaki insanı küçümsemek için mi?
İkincisi:
Karşımdaki kişinin bu tarz bir mizahı kaldırdığını gerçekten biliyor muyum?
Üçüncüsü:
Aynı cümle bana söylenseydi gerçekten güler miydim?
Bu üç soru bazen internet tartışmalarının yarısından fazlasını çözer.
Çünkü mizahın amacı yalnızca komik olmak değil, insanlar arasında bağ kurmak da olabilir. İyi şaka iki tarafı da oyuna dahil eder. Kötü şaka ise bir tarafı sahneye çıkarıp diğer tarafı seyirci yapar.
[color=]Peki “46’lı mısın?” Dendiğinde Ne Cevap Verilir?[/color]
Cevap tamamen ortama bağlı.
Şakacı bir ortamdaysanız:
“Henüz değilim, başvuru sonuçlarını bekliyorum.”
diyebilirsiniz.
Daha absürt bir cevap isterseniz:
“46 değilim ama 42’yi severim, hayatın anlamı orada.”
Biraz daha ciddi ortamdaysanız:
“Ne anlamda söyledin?”
demek en mantıklı seçeneklerden biridir.
Bu soru küçümsendiğinizi hissettirdiyse doğrudan:
“Bu ifadeyi kullanmanı doğru bulmuyorum.”
demek de gayet yeterlidir.
Çünkü her kelimeye espriyle karşılık vermek zorunda değiliz. Bazen en güçlü mizah, tartışmayı büyütmeden sınırı koyabilmektir.
[color=]Sonuç: 46’lı Olmak mı, Biraz Farklı Olmak mı?[/color]
“46’lı mısın?” ifadesi, tarihsel olarak eski hukuk terminolojisinden beslenen ve zamanla halk arasında “deli, kaçık” anlamında kullanılan argo bir söyleyiş olarak karşımıza çıkar. Günümüzde ise çoğunlukla resmî veya tıbbi bir anlamı olmayan, bağlama göre şaka, takılma ya da küçümseme amacı taşıyan bir ifade olarak kullanılmaktadır.
Fakat belki de bu kelime üzerinden asıl konuşulması gereken şey “46” değil, insanların farklı olana karşı tavrıdır.
Çünkü hepimizin biraz tuhaf olduğu alanlar var.
Birimiz buzdolabını gece üç kez kontrol eder.
Birimiz tatil bavulunu bir hafta önceden hazırlar.
Birimiz hiçbir plan yapmadan yola çıkar.
Birimiz arkadaşının mesajındaki tek bir noktayı analiz edip “Acaba neden nokta koydu?” diye düşünür.
Birimiz “Sorun ne?” diye yaklaşır.
Diğerimiz “Seni anlıyorum” der.
Bunların hiçbiri tek başına insanı bir numaraya indirgemez.
Belki de “46’lı mısın?” sorusuna verilecek en güzel cevap şudur:
“Biraz farklıyım. Sen de değilsin sanki?”
Sonra muhtemelen ikiniz de gülersiniz.
Ve konu kapanır.
Ya da açılır.
Çünkü iyi forum sohbetlerinin kaderi budur: İnsan bir kelimenin anlamını sormak için gelir, iki saat sonra hayatın anlamını tartışırken bulur kendini.
İnsanın günlük hayatta duyabileceği en garip sorulardan biriyle başlayalım: “46’lı mısın?” İlk duyulduğunda insanın aklına plaka kodları, doğum yılları, gizli cemiyetler ve hatta bir yerlerde unutulmuş bir çekiliş kuponu gelebiliyor. “46’lı” ne? 1946 doğumlu musun? Malatyalı mısın? Bir grubun üyesi misin? Yoksa arkadaş ortamında herkesin bildiği ama sizin henüz haberdar olmadığınız gizli bir sözlük maddesi mi var?
Aslında “46’lı” ifadesi, Türkçede özellikle argo ve gündelik konuşma bağlamında, “deli, kaçık, akıl sağlığı yerinde olmayan kişi” anlamında kullanılabilen eski bir deyimsel argo ifadedir. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Sözcüğün kullanım biçimi bölgeye, döneme, arkadaş grubuna ve konuşmanın tonuna göre değişebilir. Günümüzde çoğu zaman ciddi bir psikiyatrik tanıdan ziyade, “Sen biraz farklısın”, “Bu yaptığın normal değil”, “Ne biçim fikir bu?” gibi şakacı veya küçümseyici bir ima taşıyabilir.
Yani biri size “46’lı mısın?” dediğinde hemen nüfus müdürlüğüne koşmanıza gerek yok. Büyük ihtimalle doğum tarihinizi sormuyordur.
[color=]46 Sayısı Neden “Deli” ile Yan Yana Gelmiş?[/color]
İşin en merak uyandıran kısmı burası. “46’lı” ifadesinin kökeni genellikle Türk Ceza Kanunu’nun eski 46. maddesine bağlanır. Eski ceza hukuku terminolojisinde akıl hastalığı ve ceza sorumluluğuyla ilgili hükümler 46. madde kapsamında ele alınmıştı. Bu nedenle zaman içerisinde “46’dan işlem görmek”, “46’lık” veya “46’lı” gibi ifadeler halk arasında akıl hastalığıyla ilişkilendirilen argo kullanımlara dönüşmüştür.
Burada tarihsel bir ayrım yapmak önemli. Eski kanunlardaki hukuki kavramlarla günümüzde kullanılan psikiyatri terminolojisi aynı şey değildir. Bugün bir insanın ruhsal durumunu değerlendirirken “46’lı” gibi argo bir ifade kullanılmaz. Psikiyatrik değerlendirme; belirtiler, işlevsellik, klinik görüşme ve gerektiğinde farklı değerlendirme araçları üzerinden yapılır.
Dolayısıyla “46’lı” sözcüğünün tarihsel bir argo kökü bulunması, günümüzde bir kişiye bu ifadeyi kullanmanın bilimsel veya tıbbi bir anlam taşıdığı anlamına gelmez.
Hatta biraz düşününce komik bir durum çıkıyor ortaya: Bir zamanlar hukuki bir maddeden türeyen ifade, yıllar sonra arkadaş grubunda “Abi sen ne yaptın?” cümlesinin kısaltılmış versiyonuna dönüşmüş.
[color=]“46’lı Mısın?” Her Zaman Hakaret mi?[/color]
Hayır. Sözcüğün anlamını belirleyen şeylerden biri bağlamdır.
İki arkadaş düşünün.
Birinci arkadaş, gece saat üçte “Bence yarın işe gitmek yerine Karadeniz’e yürüyerek gidelim” diyor.
Diğeri cevap veriyor:
“Sen 46’lı mısın kardeşim?”
Buradaki kullanım büyük ihtimalle şakalaşmadır.
Ama aynı ifade, bir insanın ruhsal durumunu küçümsemek amacıyla kullanıldığında kırıcı ve damgalayıcı olabilir.
Forum kültüründe de bu ayrım sık görülüyor. Bir kelime bazen arkadaşlar arasında kahkaha yaratırken, başka bir ortamda karşıdaki kişiyi küçük düşürebilir. İnternette ise beden dili ve ses tonu olmadığı için bu ayrım daha da zorlaşır.
“Şaka yaptım” cümlesi de bazen mizahın emniyet kemeri sanılıyor. Oysa şakanın komik olup olmadığı yalnızca söyleyen kişinin niyetiyle belirlenmiyor.
Asıl soru şu:
Karşıdaki kişi de gülüyor mu, yoksa sadece siz mi eğleniyorsunuz?
[color=]Erkekler, Kadınlar ve “Bu İnsan Normal mi?” Meselesi[/color]
Bu ifadeyi ilişkiler açısından ele aldığımızda ilginç bir başka konu ortaya çıkıyor. İnsanların farklı davranışlara verdikleri tepkiler, yalnızca cinsiyet üzerinden açıklanamaz. Yine de günlük hayatta bazı iletişim eğilimleri üzerine yapılan gözlemler bize eğlenceli örnekler sunabilir.
Örneğin bir erkek arkadaş grubunda birinin garip bir davranışı olduğunda tepki bazen oldukça çözüm odaklı olabilir:
“Tamam, sorun ne? Şunu şöyle yapalım, düzelir.”
Ardından beş dakikalık bir strateji toplantısı yapılır. Beyaz tahta yoksa peçete kullanılır. Peçete yoksa telefonun notlar uygulaması devreye girer.
Başka bir kişi ise aynı durumda önce şunu sorabilir:
“Sen neden böyle hissediyorsun?”
Bu yaklaşım daha empatik ve ilişki odaklı olabilir.
Ama buradan “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” sonucu çıkarmak fazlasıyla kolaycı olur. Çünkü gerçek hayatta çözüm odaklı kadınlar da vardır, son derece empatik erkekler de. Hatta aynı insan pazartesi günü Excel tablosuyla hayat kurtarıp cuma günü arkadaşına üç saat boyunca “anlat, seni dinliyorum” diyebilir.
İnsan davranışı cinsiyetten çok kişilik, kültür, yetişme biçimi, deneyimler ve içinde bulunulan ilişkiyle şekillenebilir.
Dolayısıyla “46’lı mısın?” sorusunu anlamanın en iyi yolu kişinin kadın veya erkek olmasına bakmak değil, ne söylediğine, neden söylediğine ve içinde bulunduğu bağlama bakmaktır.
[color=]Biraz Farklı Olmak Gerçekten “46’lı” Olmak mı?[/color]
Burada işin düşündürücü tarafına geliyoruz.
Toplum olarak farklı davranan insanlara etiket yapıştırmayı oldukça seviyoruz. Çok konuşana ayrı etiket, az konuşana ayrı etiket, gece çalışana ayrı etiket, yalnız kalmayı sevene ayrı etiket...
Birisi arkadaş toplantısında sessiz durur:
“Bu niye konuşmuyor?”
Bir başkası sürekli konuşur:
“Bunun ağzı hiç durmuyor.”
Biri spontane karar verir:
“Bu 46’lı galiba.”
Biri her şeyi planlar:
“Bu da fazla ciddi.”
Yani bazen mesele kişinin davranışı değil, bizim alıştığımız davranış kalıbının dışında olmasıdır.
Örneğin seyahat planını altı ay önceden yapan insan ile “Hadi yarın bilet alıp gidelim” diyen insanın ikisi de gayet sıradan olabilir. Birinin stratejik planlamayı sevmesi, diğerinin maceraya açık olması otomatik olarak psikolojik bir sorun göstermez.
Hatta ilişkilerde bu farklılıklar bazen avantaj bile olabilir.
Bir taraf:
“Önce bütçeyi çıkaralım.”
Diğer taraf:
“Tamam ama biraz da spontane yaşayalım.”
İlk kişi hesap makinesini açar, ikinci kişi valizi açar.
İyi iletişim varsa ikisi de tatile çıkar.
[color=]“46’lı” Kelimesiyle Gerçek Psikiyatrik Durumları Karıştırmamak Gerekir[/color]
Bu noktada güvenilir bilgi açısından önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
“46’lı” tıbbi bir teşhis değildir. Bir kişiye bu ifadeyi kullanarak herhangi bir ruhsal hastalık tanısı koyamazsınız. Psikiyatrik hastalıklar yalnızca “garip davranıyor” gözlemiyle belirlenmez.
Ruh sağlığıyla ilgili değerlendirmeler uzmanlar tarafından kişinin belirtileri, bu belirtilerin süresi, yoğunluğu, günlük yaşam üzerindeki etkisi ve başka olası açıklamalar dikkate alınarak yapılır.
Bu nedenle bir arkadaşınızın gece yarısı size “Mars’a taşınacağım” demesiyle onun hakkında klinik bir sonuca varmak doğru olmaz. Belki şaka yapıyordur. Belki bilimkurgu hayranıdır. Belki de gerçekten farklı bir şey yaşıyordur.
Bağlam olmadan hüküm vermek, insan davranışını tek cümlelik bir etikete sıkıştırmaktır.
[color=]Forum Kültüründe 46’lı Kullanımı Neden Hâlâ İlgi Çekiyor?[/color]
Çünkü forumlar, dilin değişimini izlemek açısından müthiş yerlerdir.
Resmî dilde kullanılmayan birçok ifade forumlarda, mesajlaşmalarda ve arkadaş gruplarında yaşamaya devam eder. Bir kelime bazen sözlükteki anlamından kopar, yeni bir mizah katmanı kazanır.
“46’lı mısın?” da bunun güzel örneklerinden biridir.
Kimi kullanıcı bunu “Çok değişik bir fikir” anlamında kullanabilir. Kimi gerçekten “deli” anlamında söyleyebilir. Kimi ise yalnızca eski bir argo ifadeyi eğlenceli bulduğu için kullanabilir.
Üstelik internet kültüründe ifadeler daha da hızlı dönüşüyor. Dün ciddi görünen bir söz bugün meme olabilir. Dün hakaret olarak kullanılan bir ifade, belirli bir arkadaş grubunda kendi aralarında kullanılan ironik bir şakaya dönüşebilir.
Fakat ekranın diğer tarafındaki kişinin bu şakaya dahil olup olmadığını her zaman bilemeyiz.
İnternetin küçük ama önemli problemi de burada başlıyor.
Ses tonu yok. Yüz ifadesi yok. Kaş kaldırma yok.
“46’lı mısın
” ile “46’lı mısın?” arasında bazen koca bir iletişim okyanusu bulunuyor.[color=]Birine “46’lı” Demeden Önce Kendimize Sorabileceğimiz Üç Soru[/color]
Birincisi:
Bu kelimeyi gerçekten şaka yapmak için mi kullanıyorum, yoksa karşımdaki insanı küçümsemek için mi?
İkincisi:
Karşımdaki kişinin bu tarz bir mizahı kaldırdığını gerçekten biliyor muyum?
Üçüncüsü:
Aynı cümle bana söylenseydi gerçekten güler miydim?
Bu üç soru bazen internet tartışmalarının yarısından fazlasını çözer.
Çünkü mizahın amacı yalnızca komik olmak değil, insanlar arasında bağ kurmak da olabilir. İyi şaka iki tarafı da oyuna dahil eder. Kötü şaka ise bir tarafı sahneye çıkarıp diğer tarafı seyirci yapar.
[color=]Peki “46’lı mısın?” Dendiğinde Ne Cevap Verilir?[/color]
Cevap tamamen ortama bağlı.
Şakacı bir ortamdaysanız:
“Henüz değilim, başvuru sonuçlarını bekliyorum.”
diyebilirsiniz.
Daha absürt bir cevap isterseniz:
“46 değilim ama 42’yi severim, hayatın anlamı orada.”
Biraz daha ciddi ortamdaysanız:
“Ne anlamda söyledin?”
demek en mantıklı seçeneklerden biridir.
Bu soru küçümsendiğinizi hissettirdiyse doğrudan:
“Bu ifadeyi kullanmanı doğru bulmuyorum.”
demek de gayet yeterlidir.
Çünkü her kelimeye espriyle karşılık vermek zorunda değiliz. Bazen en güçlü mizah, tartışmayı büyütmeden sınırı koyabilmektir.
[color=]Sonuç: 46’lı Olmak mı, Biraz Farklı Olmak mı?[/color]
“46’lı mısın?” ifadesi, tarihsel olarak eski hukuk terminolojisinden beslenen ve zamanla halk arasında “deli, kaçık” anlamında kullanılan argo bir söyleyiş olarak karşımıza çıkar. Günümüzde ise çoğunlukla resmî veya tıbbi bir anlamı olmayan, bağlama göre şaka, takılma ya da küçümseme amacı taşıyan bir ifade olarak kullanılmaktadır.
Fakat belki de bu kelime üzerinden asıl konuşulması gereken şey “46” değil, insanların farklı olana karşı tavrıdır.
Çünkü hepimizin biraz tuhaf olduğu alanlar var.
Birimiz buzdolabını gece üç kez kontrol eder.
Birimiz tatil bavulunu bir hafta önceden hazırlar.
Birimiz hiçbir plan yapmadan yola çıkar.
Birimiz arkadaşının mesajındaki tek bir noktayı analiz edip “Acaba neden nokta koydu?” diye düşünür.
Birimiz “Sorun ne?” diye yaklaşır.
Diğerimiz “Seni anlıyorum” der.
Bunların hiçbiri tek başına insanı bir numaraya indirgemez.
Belki de “46’lı mısın?” sorusuna verilecek en güzel cevap şudur:
“Biraz farklıyım. Sen de değilsin sanki?”
Sonra muhtemelen ikiniz de gülersiniz.
Ve konu kapanır.
Ya da açılır.
Çünkü iyi forum sohbetlerinin kaderi budur: İnsan bir kelimenin anlamını sormak için gelir, iki saat sonra hayatın anlamını tartışırken bulur kendini.